Türkiye’de çocuk istismarıyla mücadele ve mağdurların adalet arayışı konusunda emsal niteliği taşıyan bir hukuk mücadelesi daha zaferle sonuçlandı. Avukat Feyza Altun’un, çocukluk döneminde maruz kaldığı ağır travmayı yıllar sonra kamuoyuyla paylaşmasının ardından başlayan karanlık süreç, mahkemenin verdiği mahkumiyet kararıyla aydınlığa kavuştu. Altun’u susturmak amacıyla ölümle tehdit eden sanıklar, yargı önünde hesap vererek hapis cezasına çarptırıldı.
Sessizliği Bozan Cesaret ve Gelen Tehditler
Her şey, Avukat Feyza Altun’un henüz 7 yaşındayken uğradığı cinsel istismarı tüm cesaretiyle dile getirmesiyle başladı. Yıllarca içinde taşıdığı bu yükü paylaşarak toplumsal bir farkındalık yaratmayı amaçlayan Altun, bu açıklamasının hemen ardından organize bir baskı ve ölüm tehditleriyle karşı karşıya kaldı. Failin yakınları ve suç ortakları tarafından hedef alınan Altun, geri adım atmak yerine bu tehditleri yargıya taşıyarak yeni bir hukuk mücadelesi başlattı.
Yapılan soruşturmalar neticesinde, Altun’u sindirmeye çalışan isimlerin kimlikleri tespit edildi ve haklarında "tehdit" suçlamasıyla dava açıldı. Bu dava, sadece bir tehdit davası değil, aynı zamanda geçmişin karanlık izlerini silmeye çalışan bir kadının onur mücadelesi haline geldi.
Mahkemeden Emsal Karar: 1 Yıl 8 Ay Hapis
Görülen davanın karar duruşmasında mahkeme heyeti, toplanan delilleri ve tanık beyanlarını değerlendirerek hükmünü açıkladı. Sanıklardan N.Ç. ve Ö.F.Ç.’nin, Feyza Altun’a yönelik tehdit fiilini işledikleri sabit görüldü. Özellikle N.Ç.’nin, Altun’un çocukluk döneminde yaşadığı istismar vakasıyla doğrudan veya dolaylı bağlantısı olduğu, Ö.F.Ç.’nin ise bu sindirme operasyonuna iştirak ettiği mahkeme kayıtlarına geçti.
Her iki sanık da "tehdit" suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Karar, toplumda infial yaratan bu tür olaylarda adaletin eninde sonunda tecelli edeceğini göstermesi açısından büyük bir memnuniyetle karşılandı.
"Tek Bir Kişi Bir Sülaleye Bedeldir"
Kararın ardından sosyal medya hesaplarından duygusal bir açıklama yapan Feyza Altun, bu sürecin sadece hukuki değil, derin bir insani boyutu olduğunu da gözler önüne serdi. Altun, istismarı açıkladığı andan itibaren kendi ailesi ve akrabaları tarafından yalnız bırakıldığını, hatta bazıları tarafından suçlandığını dile getirdi.
Ailesi içindeki sessizliğe ve vefasızlığa sitem eden Altun, bu süreçte sadece bir akrabasının elini tuttuğunu belirterek, "Bazen tek bir kişi, koskoca bir sülaleye bedel olabiliyor" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, istismar mağdurlarının sadece faillerle değil, aynı zamanda onları susturmaya çalışan çevreleriyle de nasıl büyük bir savaş vermek zorunda kaldığını bir kez daha kanıtladı.
27 Yıllık Travmanın Ardından Gelen Zafer
Feyza Altun, çocukken bu durumu ilk dile getirdiğinde büyükleri tarafından ciddiye alınmadığını ve bu yüzden on yıllar boyunca sessizliğe mahkum edildiğini anlattı. Bugün elde ettiği sonucu "27 yıl sonra gelen bir zafer" olarak tanımlayan Altun, çocukluk fotoğrafını paylaşarak geçmişteki o küçük kıza bir söz verdi: "Artık seni koruyacak biri var ve o kişi asla susmayacak."
Bu dava ve çıkan mahkumiyet kararı, Türkiye’deki tüm istismar mağdurları için umut ışığı oldu. Adaletin bazen yavaş işlese de doğru yoldan şaşmadığını gösteren bu süreç, mağdurların konuşmasının ve hukuki yollara başvurmasının hayati önemini bir kez daha vurguladı.
Altun’un hukuk zaferi, çocuk istismarı davalarında zamanaşımı ve sessizlik duvarlarının, cesaret ve kararlılıkla nasıl yıkılabileceğini tüm Türkiye’ye kanıtlamış oldu.