Dünyayı sarsan Jeffrey Epstein skandalında sular durulmak bilmiyor. ABD Adalet Bakanlığı’nın kamuoyuna açtığı milyonlarca sayfalık yeni belgeler, buzdağının görünmeyen kısmını bir kez daha gün yüzüne çıkarırken, tartışmaların odağı bu kez Türkiye’ye kaydı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, belgelerde yer alan "Türkiye'den küçük kız çocuklarının istismar adasına götürüldüğü" iddiaları üzerine resmen harekete geçti. Sosyal medyadaki paylaşımlar ve yeni deliller ışığında başlatılan bu soruşturma, Türkiye’nin bu karanlık ağdaki rolünü ve olası failleri aydınlatmayı hedefliyor.
Turhan Çömez’in Paylaşımı Soruşturmayı Tetikledi
Sürecin fitilini ateşleyen olay, İyi Parti Grup Başkan Vekili Turhan Çömez’in 22 Aralık 2025 tarihinde sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı çarpıcı açıklamalar oldu. Çömez, ABD’den sızan belgelerde Türkiye’den küçük yaştaki kız çocuklarının bu dehşet adasına götürüldüğüne dair somut ifadelerin yer aldığını belirtti. Özellikle çocukların İngilizce bilmedikleri için adada zorluk çektiklerinin not düşülmesi, kamuoyunda infial yarattı.
Bu paylaşımın ardından vakit kaybetmeyen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 23 Aralık 2025 tarihinde iddiaları araştırmak üzere geniş kapsamlı bir soruşturma başlattı. Başsavcılığın, ABD Adalet Bakanlığı tarafından paylaşılan yaklaşık üç milyon belge içerisindeki "Türkiye" başlıklarını tek tek incelediği ve suç delillerini araştırdığı bildirildi.
Geçmişteki Takipsizlik Kararı ve Yeni Deliller
Aslında Epstein dosyasının Türkiye ayağına dair ilk girişim 2024 yılında yapılmıştı. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, çocukların bu ağa düşürüldüğü iddialarıyla suç duyurusunda bulunmuştu. Ancak 16 Haziran 2025 tarihinde başsavcılık, "suçun Türkiye'de işlendiğine dair somut delil bulunmadığı" gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermişti.
O dönemde soruşturma sadece ABD’de yaşayan Banu K. isimli bir kadınla sınırlı tutulmuş, şüphelinin isim benzerliği savunması ve belgeler sunmasıyla dosya kapanma noktasına gelmişti. Ancak bugün gelinen noktada, ortaya çıkan yeni video kayıtları ve milyonlarca sayfalık döküman, dosyanın sadece bir kişiyle sınırlı kalmaması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.
"Etkin Soruşturma" Talebi ve Hukuki Mücadele
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatı Hediye Gökçe Baykal, takipsizlik kararına itiraz edeceklerini duyurdu. Baykal, insan ticareti ve çocuk istismarı gibi suçların örgütlü yapılar tarafından yürütüldüğünü, bu nedenle soruşturmanın derinleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Derneğin temel itirazı, savcılığın şüphelileri resen (kendiliğinden) tespit etmesi ve sadece şikayet edilen isimlerle sınırlı kalmaması yönünde.
Avukat Baykal, Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme uyarınca devletin çocukları her türlü cinsel sömürüden koruma yükümlülüğü olduğunu hatırlatarak şunları söyledi: "Bu dosya bakımından hukuki ve vicdani sorumluluğun gereği, yeni gelişmeler ışığında kapsamlı ve etkin bir soruşturmanın yeniden başlatılmasıdır. Cezasızlık riski, çocuk hakları açısından ciddi bir hukuki sorundur."
Epstein Dosyasında Türkiye Bağlantısı Neden Önemli?
ABD’den gelen belgelerde Türkiye’nin adının geçmesi, küresel bir çocuk istismarı ve fuhuş ağı organizasyonunun lojistik ayaklarını sorgulatıyor. İddialara göre, çocukların belirli aracılar vasıtasıyla Türkiye'den çıkarılarak Epstein’ın mülklerine transfer edildiği öne sürülüyor. Ankara Başsavcılığı'nın yürüteceği bu yeni soruşturma, bu aracıların kim olduğu, transferlerin hangi yollarla yapıldığı ve Türkiye’de bu suça ortak olan kurum veya kişilerin bulunup bulunmadığını ortaya çıkaracak.
Şu anki süreçte, dijital veri inceleme uzmanları ve hukukçular, ABD’den gelen devasa veri havuzundaki Türkiye izlerini sürmeye devam ediyor. Toplumun tüm kesimleri, çocukların üstün yararı gözetilerek bu "insanlık suçu"nun tüm boyutlarıyla aydınlatılmasını bekliyor.