Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, katıldığı televizyon programında Türkiye’nin gündemine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Hükümet politikalarından dış siyasete, CHP içindeki hukuki tartışmalardan küresel çetelerin Türkiye üzerindeki emellerine kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda bulunan Baş, özellikle istifa kültürü ve devlet sorumluluğu vurgusuyla dikkat çekti.
"Hükümet, Sorumluluktan Muaf Değildir"
Kahramanmaraş’taki okul saldırısı ve yaşanan toplumsal olaylar üzerinden hükümet yetkililerinin sorumluluk anlayışını eleştiren Hüseyin Baş, çarpıcı bir "sorumluluk terazisi" kurdu. Baş, "Eğer yapılan iyi işler hükümete yazılacaksa, bu kötü olayları da hükümete yazmak zorundayız" diyerek, iktidarın başarıları sahiplenirken hataları görmezden gelmesini eleştirdi.
SİHA üretimi veya konut yapımı gibi konuların "hükümet başarısı" olarak lanse edildiğini belirten BTP Lideri, buna karşın deprem bölgesindeki yapı denetim eksiklikleri ve güvenlik zafiyetlerinde sorumluluğun sahiplenilmediğini ifade etti. Baş, toplumsal huzur için en temel ihtiyacın istifa kültürü olduğunu belirterek, sorumluluk makamındaki kişilerin yaşanan felaketlerde üzerine düşeni yapması gerektiğini savundu.
"Tom Barrack İstenmeyen Adam İlan Edilmeli"
ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın Türkiye’ye yönelik sarf ettiği sözlere sert tepki gösteren Hüseyin Baş, diplomatik nezaket sınırlarının aşıldığını belirtti. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamının en yüce makam olduğunu hatırlatan Baş, "Bir soykırımcının veya bir katilin, Türkiye’nin adını ağzına alması kabul edilebilir değil" dedi.
Barrack’ın diplomatik kimliğinden ziyade bölgeye "istikamet çizen" bir iş insanı profili çizdiğini savunan BTP Lideri, bu durumun kabul edilemez olduğunu vurguladı. Baş, Türkiye'nin diplomatik kanalları kullanarak gerekli nota işlemlerini başlatması ve ABD'den daha diplomatik bir profil çizen bir temsilci talep etmesi gerektiğini belirterek, "Persona non grata" yani istenmeyen adam çağrısına destek verdi.
CHP'de Mutlak Butlan Tartışması
CHP içerisindeki mutlak butlan davası sürecine de hukuki bir perspektiften yaklaşan Hüseyin Baş, yönetimin geleceğiyle ilgili dikkat çekici bir analiz yaptı. Hukuki prosedürlere göre bir karar çıkması durumunda, parti yönetme yetkisinin kongre divan başkanına verilmesi gerektiğini öne süren Baş, "O gün kongre divanının başkanı Ekrem İmamoğlu'ydu. Hukuken mahkemenin yetkiyi kendisine devretmesi gerekir" ifadelerini kullandı. Baş, bu görüşünün siyasi bir tercih değil, hukuki bir analiz olduğunu ekledi.
"Küresel Çeteler 100 Yıldır Cumhuriyet'i Hedef Alıyor"
Türkiye üzerindeki uluslararası baskıları "100 yıllık bir süreç" olarak niteleyen BTP Lideri, küresel çetelerin Osmanlı döneminden beri meşruti monarşi modelini dayatmaya çalıştığını iddia etti. İngiltere ve benzeri ülkelerin demokrasiyi monarşi ile eş tuttuğunu belirten Baş, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet'in bu planları boşa çıkaran en güçlü kalkan olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin sahip olduğu demokrasi ve cumhuriyet bilincinin, dışarıdan dayatılan yönetim modellerine karşı en büyük varlık olduğunu söyleyen Hüseyin Baş, "O gün bugün bize o meşruti monarşiyi dayatmaya çalışıyorlar ama Türkiye'de kimse bunu istemiyor" diyerek sözlerini noktaladı.