Milli Savunma Bakanlığı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından Doğu Akdeniz’de yayımlanan bildiriye 18 Mart 2026 tarihinde yaptığı resmi açıklamayla çok sert tepki gösterdi. Bakanlık, Rum tarafının yayımladığı NOTAM’ın (Havacılara Uyarı Notu) hukuki dayanaktan yoksun, geçersiz ve tamamen hükümsüz olduğunu uluslararası kamuoyuna ilan etti. Yapılan bilgilendirmede, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarını yok saymaya yönelik bu girişime karşı Türk tarafının garantörlük haklarını kullanmaktan asla çekinmeyeceği vurgulandı. Ankara, bölgedeki yetki karmaşası yaratma çabalarına karşı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafından yayımlanan karşı NOTAM’ın esas alınması gerektiğini hatırlatarak kararlı duruşunu sergiledi.
Kıbrıs’ın Güvenliği ve Silahlanma Tehdidi
Bakanlık tarafından yapılan detaylı açıklamada, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin son dönemdeki askeri faaliyetleri stratejik bir tehdit olarak nitelendirildi. Rum tarafının Ada’ya kontrolsüz bir şekilde silah yığdığı ve yabancı devletlerin askeri unsurlarına Kıbrıs topraklarını açtığı belirtilerek bu durumun bölgeyi bir hedef haline getirdiği ifade edildi. Milli Savunma Bakanlığı, bu kontrolsüz silahlanma faaliyetlerinin Doğu Akdeniz’deki barış ve istikrarı doğrudan sabote ettiğini savundu. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarının korunması noktasında Türkiye’nin askeri ve diplomatik tüm imkanlarını seferber edeceği mesajı net bir dille aktarıldı. Ada üzerinde kurulan bu baskıcı politikaların, uluslararası hukuk kurallarıyla bağdaşmadığı ve bölgesel güvenliği tehlikeye attığı bildirildi.
Hürmüz Boğazı ve Küresel Enerji Güvenliği
Milli Savunma Bakanlığı, sadece Akdeniz değil, küresel ticaretin can damarı olan Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeleri de yakından takip ettiğini duyurdu. Boğazın uluslararası deniz ticareti ve enerji arz güvenliği açısından hayati öneme sahip olduğu belirtilerek seyrüsefer serbestisinin korunması gerektiği vurgulandı. Müttefik ülkelere yapılan güvenlik çağrılarının Türkiye tarafından dikkatle analiz edildiği ve bölgede gerilimin tırmandırılmaması için itidal çağrısı yapıldığı kaydedildi. Bakanlık, bölgedeki istikrarın bozulmasının dünya ekonomisi üzerinde yıkıcı etkiler yaratabileceği konusunda tüm tarafları uluslararası hukuka uygun hareket etmeye davet etti. Türkiye’nin bu süreçte bölgesel barış perspektifiyle hareket ederek yapıcı bir rol üstlenmeye devam edeceği ifade edildi.
İtalya Ziyareti ve Savunma Sanayii İş Birliği
Gündemdeki diğer bir önemli konu başlığı ise Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in İtalya’ya gerçekleştirdiği resmi ziyaret oldu. Bakanlık, bu ziyaretin İtalyan mevkidaşlarının daveti üzerine önceden planlandığını ve iki ülke arasındaki savunma bağlarını güçlendirmeyi amaçladığını açıkladı. Yapılan heyetler arası görüşmelerde, Doğu Akdeniz’deki güvenlik durumunun yanı sıra bölgesel savunma sanayii projelerinde ortak iş birliği olanakları masaya yatırıldı. İtalya ile savunma teknolojileri ve stratejik güvenlik alanında yürütülen ortak çalışmaların, her iki ülkenin çıkarlarına hizmet ettiği belirtildi. Bu diplomatik temasların, Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak ittifak ilişkilerini çeşitlendirme ve milli çıkarlarını koruma vizyonunun bir parçası olduğu vurgulandı.
Hak ve Menfaatleri Korumada Kararlılık Mesajı
Açıklamanın sonuç kısmında, Türkiye’nin hem kendi kıta sahanlığındaki hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin deniz yetki alanlarındaki haklarından ödün vermeyeceği yinelendi. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin tek taraflı ve hukuksuz adımlarının sahada hiçbir karşılık bulmayacağı profesyonel bir dille hatırlatıldı. Bakanlık, Türkiye’nin garantörlük statüsünden doğan yetkilerini kullanma konusunda hiçbir tereddüt yaşamayacağını ve Mavi Vatan sınırları içerisindeki her türlü provokasyona anında yanıt verileceğini belirtti. Milli Savunma Bakanlığı yetkilileri, TSK unsurlarının bölgedeki devriye ve gözetleme faaliyetlerini kesintisiz sürdürdüğünü ve herhangi bir oldubittiye izin verilmeyeceğini kaydederek açıklamayı sonlandırdı.
Milli Savunma Bakanlığı'nın bu kararlı açıklaması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki stratejik önceliklerini ve müttefiklik hukukuna verdiği önemi bir kez daha ortaya koymuştur. Bakanlık, bölgedeki tüm aktörleri gerçekçi ve hukuka dayalı bir iş birliği zemininde buluşmaya çağırmaktadır.
","url":""}]