Gazeteci Alican Uludağ Tutuklandı: Yargı Muhabirliği ve İfade Özgürlüğü Tartışmaları

Türkiye'nin deneyimli yargı muhabirlerinden ve DW Türkçe kadrosunda görev yapan gazeteci Alican Uludağ, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Gündem - 20-02-2026 20:02

[{"id":"block-1","type":"paragraph","content":"

Türkiye'nin deneyimli yargı muhabirlerinden ve DW Türkçe kadrosunda görev yapan gazeteci Alican Uludağ, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ankara'daki evinden gözaltına alınarak İstanbul'a getirilen Uludağ'a yönelik suçlamalar; "Cumhurbaşkanına alenen hakaret", "Türk milletini ve devletin kurumlarını aşağılama" ile "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" başlıkları altında toplandı. 9. Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edilen gazetecinin tutuklanma kararı, basın meslek örgütleri ve hukuk çevrelerinde geniş yankı uyandırdı.

Gözaltı sürecinin başından itibaren kamuoyuna yansıyan bilgilerde, Alican Uludağ'ın geçmişteki kritik haberleri nedeniyle hedef alındığı öne sürülmüştü. Ancak savcılığın sevk yazısı, meselenin sadece tek bir haberle sınırlı olmadığını, gazetecinin sosyal medya paylaşımlarının "kriminalize" edildiğini ortaya koyuyor. Alican Uludağ tutuklanma süreci ve basın özgürlüğü ihlalleri, son dönemde gazetecilerin yorum ve analizleri nedeniyle karşılaştığı yargısal baskıların en güncel örneği olarak değerlendiriliyor.

Soruşturmanın Dayanağı: Tweetler ve "Aleniyet" Vurgusu

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın tutuklama talebiyle mahkemeye gönderdiği sevk yazısında, Uludağ'ın 28 Ocak 2025 ile 3 Ekim 2025 tarihleri arasında X (eski Twitter) hesabı üzerinden yaptığı toplam 13 paylaşım gerekçe gösterildi. Savcılık, bu paylaşımların "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlarını oluşturduğunu iddia etti. Oysa gazetecinin avukatları ve paylaşımları inceleyen uzmanlar, söz konusu tweetlerin küfür veya argo içermediğini, tamamen siyasi eleştiri ve kamuoyunu ilgilendiren davalara dair analizler olduğunu belirtiyor.

Tutuklamaya gerekçe gösterilen paylaşımlar arasında şu başlıklar öne çıkıyor:

CHP'ye yönelik yargısal süreçlerin hukuki boyutu.

Türkiye ile ABD arasındaki diplomatik ilişkilerin analizi.

Çözüm sürecine dair güncel tartışmalar ve öngörüler.

Yargı dünyasındaki tutukluluk kararlarının eleştirisi.

Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 299. maddesi, Cumhurbaşkanına hakaret suçunu bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla düzenlerken, suçun "aleniyet" taşıması halinde cezanın artırılmasını öngörüyor. Uludağ’ın bir gazeteci olarak sosyal medyada yaptığı paylaşımların bu madde kapsamında değerlendirilmesi, hukukçular tarafından ifade özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale olarak yorumlanıyor.

Meslek Örgütlerinden Ortak Ses: "Gazetecilik Suç Değildir"

Alican Uludağ'ın tutuklanmasına tepki gösteren 12 farklı basın meslek örgütü, Çağlayan Adliyesi önünde tarihi bir ortak açıklama yaptı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Gazeteciler Sendikası, Çağdaş Gazeteciler Derneği ve Basın Konseyi gibi kurumların katıldığı açıklamada, Uludağ'ın kaçma şüphesi olmamasına rağmen Ankara'dan İstanbul'a mevcutlu getirilmesi ve çocuklarının gözü önünde gözaltına alınması "itibarsızlaştırma çabası" olarak nitelendirildi.

Açıklamada, gazetecilerin kişisel yorumlarının hakaret, haberlerinin ise "yanıltıcı bilgi" kapsamında değerlendirilerek kriminalize edilmesinin toplumsal bir korku iklimi yarattığına dikkat çekildi. Meslektaşları, Uludağ'ın yıllardır adliye koridorlarında dürüstçe görev yaptığını ve hiçbir zaman yargıdan kaçmadığını hatırlatarak, verilen kararın aslında halkın haber alma hakkına vurulmuş bir pranga olduğunu savundu.

Hukuki İtirazlar ve Yetki Tartışması

Alican Uludağ'ın avukatları, tutuklama kararına yönelik kapsamlı bir itiraz dilekçesi hazırladı. İtirazın en güçlü noktalarından birini "yetki" konusu oluşturuyor. Uludağ'ın Ankara'da ikamet ettiği ve paylaşımları orada yaptığı göz önüne alındığında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma yürütme ve tutuklama talep etme yetkisinin bulunmadığı vurgulanıyor. Hukukçular, bu durumun yargılamanın usul esaslarına aykırı olduğunu ve sürecin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini belirtiyor.

Ayrıca, savunma tarafı Uludağ’ın gazetecilik geçmişine vurgu yaparak; Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü ve Raif Badawi Cesur Gazeteciler Ödülü gibi saygın ödüllere sahip bir ismin, yazdığı tweetler nedeniyle "halkı yanıltan" biri gibi gösterilemeyeceğini ifade ediyor.

Alican Uludağ'ın Mesleki Kariyeri

2008 yılında Cumhuriyet gazetesinde mesleğe adım atan Alican Uludağ, Türkiye’nin en karmaşık ve kritik davalarını takip eden bir yargı muhabiri olarak tanınıyor. Yolsuzluk dosyalarından insan hakları ihlallerine kadar geniş bir yelpazede haberlere imza atan Uludağ, özellikle yargı mekanizmasındaki aksaklıkları ve hukuk dışı uygulamaları cesaretle gündeme getirmesiyle biliniyor. 2021 yılında DW Türkçe kadrosuna katılan, ardından kısa bir dönem NOW TV’de görev yapan Uludağ, Aralık 2025 itibarıyla yeniden DW Türkçe ekibine dahil olmuştu.

Alican Uludağ'ın tutuklanması, Türkiye'deki basın ve ifade özgürlüğü endeksindeki gerilemeyi bir kez daha uluslararası gündeme taşıdı. Meslek örgütleri ve avukatlar, bu hukuk dışı sürecin bir an önce son bulması ve gazetecinin serbest bırakılması için hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini açıkladı.

","url":""}]
Günün Diğer Haberleri