Tehlike genellikle hiçbir belirti vermeden sinsice ilerliyor ve sonuçları kalıcı görme kaybına kadar uzanabiliyor. Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom, dünya genelinde önlenebilir körlük nedenleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Göz içi basıncının yükselmesiyle optik sinirlerin zarar görmesi sonucu oluşan bu hastalık, çoğu zaman rutin bir kontrol sırasında tesadüfen saptanıyor. Uzmanlar, görme yetisinin korunması için özellikle risk grubundaki bireylerin yıllık göz taramalarını aksatmaması gerektiği konusunda kritik uyarılarda bulunuyor.
Sinsi İlerleyen Hastalık: Belirti Vermeyebilir
Glokom hastalığının en korkutucu özelliği, erken evrelerde hastada herhangi bir ağrı veya belirgin görme bozukluğu yaratmamasıdır. Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yusuf Avni Yılmaz, hastalığın görme sinirine kalıcı hasar verdiğini belirterek, birçok hastanın ancak ciddi bir kayıp yaşadıktan sonra durumu fark ettiğini vurguladı. Yılmaz, "Glokomun birçok türü ağrıya yol açmaz. Görme kaybı oluşana kadar şikayet ortaya çıkmadığı için düzenli muayene tek korunma yoludur" dedi.
Ancak daha nadir görülen akut açı kapanması glokomu tipinde durum daha farklı işleyebiliyor. Bu tabloda; ani gelişen bulanık görme, ışıkların etrafında renkli halkalar seçme, şiddetli göz ağrısı, bulantı ve kusma gibi ağır semptomlar görülebiliyor. Bu tür durumlarda, görme yetisini tamamen kaybetmemek için dakikalarla yarışılıyor ve acil müdahale gerekiyor.
Tünel Görüşüne Dikkat: Çevresel Görme İlk Hedef
Görme kaybı glokomda genellikle merkezden değil, çevreden başlıyor. Bu durum, hastanın karşıya baktığında net görmeye devam etmesi nedeniyle bir yanılsama yaratıyor. Hastalık ilerledikçe çevre görüşü tamamen daralıyor ve kişi sanki bir borunun içinden bakıyormuş gibi hissettiği tünel görüşü evresine giriyor.
Op. Dr. Yusuf Avni Yılmaz, "Kişi karşısını net gördüğü için yanlardaki daralmayı fark edemez. Zamanla yanlardan gelen hareketleri veya nesneleri seçmek imkansızlaşır" diyerek, hastalığın ilerleme biçimindeki bu gizli tehlikeye dikkat çekti. Bu aşamaya gelen bir hastada hasar oldukça ileri boyuta ulaşmış demektir.
Kimler Risk Altında?
Risk faktörlerini bilmek, hastalığa karşı alınacak önlemlerin ilk adımını oluşturuyor. Uzmanlara göre aşağıdaki özelliklere sahip bireyler glokom açısından daha yakından takip edilmelidir:
40 yaş üstündeki bireyler,
Ailesinde glokom öyküsü (genetik yatkınlık) olanlar,
Diyabet (şeker hastalığı) ve hipertansiyon hastaları,
Yüksek miyop veya hipermetrop kusuru bulunanlar,
Uzun süreli kortizon içeren ilaç kullananlar,
Ciddi göz travması geçirenler ve migren hastaları.
Tedavide Amaç Mevcut Durumu Korumak
Tedavi yöntemleri hakkında bilgi veren Dr. Yılmaz, en yaygın yöntemin göz damlaları olduğunu belirtti. İlaç tedavisinin temel amacı göz içi basıncını düşürerek sinir hasarının ilerlemesini durdurmaktır. Ancak burada en kritik nokta, tedavinin sürekliliğidir. Aksatılan her damla, görme sinirinde yeni bir hasar riski anlamına geliyor.
İlaçların yetersiz kaldığı durumlarda ise lazer tedavisi veya cerrahi müdahaleler gündeme geliyor. Modern tıbbın tüm imkanlarına rağmen glokomla ilgili unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Yapılan tedaviler mevcut görme yetisini korumaya yöneliktir; oluşmuş görme kaybını geri getirmek mümkün değildir. Bu nedenle "erken teşhis" glokom tedavisinde başarının tek anahtarıdır.
Haber Özeti: Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom, belirti vermeden ilerleyerek kalıcı görme kaybına yol açabiliyor. Uzmanlar, özellikle 40 yaş üstü ve risk grubundaki kişilerin düzenli göz muayenesi yaptırmasının hayati olduğunu vurguluyor. Tedaviyle hastalık durdurulabilse de kaybedilen görme yetisi geri getirilemiyor.
","url":""}]