Görünmeyen aile gerilimlerinden biri de tatil!

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, dinlenme ihtiyacının nasıl toplumsal baskıya dönüşebildiğini ifade eden “yaz tatili sendromu” nu sosyolojik açıdan değerlendirdi.

Gündem - 11-08-2026 13:55

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, dinlenme ihtiyacının nasıl toplumsal baskıya dönüşebildiğini ifade eden “yaz tatili sendromu” nu sosyolojik açıdan değerlendirdi.

Tatil artık sadece dinlenmek anlamına gelmiyor!

Okulların kapanması, yıllık izin dönemlerinin başlaması ve şehir hayatının yoğun temposunun yaz aylarında ailelerin dinlenme beklentisini artırdığını dile getiren Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Ancak günümüzde tatil yalnızca dinlenme, ailece vakit geçirme veya gündelik hayatın temposundan uzaklaşma anlamına gelmiyor. Tatil; ekonomik imkanların, sosyal çevrenin, çocuk beklentilerinin, dijital görünürlüğün ve tüketim kültürünün kesiştiği çok boyutlu bir toplumsal meseleye dönüşüyor.” dedi.

“Yaz tatili sendromu” olarak ifade edilebilecek bu durumun yalnızca bireysel bir kaygı değil, aynı zamanda sosyolojik bir olgu olduğunu belirten Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Yaz tatili modern toplumda giderek daha fazla sembolik bir anlam kazanıyor. Tatil artık yalnızca bedensel ve zihinsel dinlenme ihtiyacını karşılayan bir zaman dilimi değil; aynı zamanda kişinin sosyal çevrede nasıl göründüğüyle de ilişkilendirilen bir alana dönüşüyor. İnsanlar bazen gerçekten dinlenmek için değil, başkalarının gözünde eksik görünmemek için tatil planı yapmaya çalışıyor. Bu durum tatilin doğal anlamını zayıflatıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Sosyal karşılaştırma yapıyor, gösterişçi tüketiyoruz… 

Tatilin giderek tüketim kültürünün önemli bir parçası haline geldiğini belirten Prof. Dr. Süleymanlı, otel tercihleri, gidilen şehirler, yurt dışı seyahatleri ve sosyal medyada paylaşılan fotoğrafların birer statü göstergesi gibi algılanabildiğine dikkat çekti.

Prof. Dr. Süleymanlı, bu durumun, sosyolojik açıdan “gösterişçi tüketim” ve “sosyal karşılaştırma” kavramlarıyla açıklanabileceğini kaydederek, “İnsanlar yalnızca kendi ihtiyaçlarına göre değil, başkalarının ne yaptığına bakarak da tatil beklentisi geliştirebiliyor.” ifadesinde bulundu.

Sosyal medyada karşılaştırma kaygıyı artırıyor…

Yaz aylarında sosyal medya mecralarının adeta bir “tatil vitrini” haline geldiğini ifade eden Prof. Dr. Süleymanlı, paylaşılan tatil görüntülerinin çoğu zaman hayatın yalnızca seçilmiş ve parlatılmış anlarını yansıttığını belirtti.

Prof. Dr. Süleymanlı, “Deniz kenarı fotoğrafları, lüks oteller, yurt dışı gezileri ve kusursuz aile tatili görüntüleri, özellikle dar ve orta gelirli ailelerde eksiklik duygusunu artırabiliyor. Kişi kendi hayatını başkalarının seçilmiş görüntüleriyle kıyaslamaya başladığında tatil, rahatlama değil kaygı kaynağı haline geliyor” dedi.

Görünmeyen aile gerilimlerinden biri… 

“Yaz tatili sendromu” nun çocuklu ailelerde daha belirgin yaşandığını vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, çocukların arkadaş çevresi ve dijital ortamlar üzerinden farklı tatil deneyimlerine tanık olduğunu, bunun da aile içi beklentileri artırabildiğini söyledi.

Prof. Dr. Süleymanlı, “Çocuk arkadaşının denize, kampa ya da yurt dışına gittiğini gördüğünde benzer bir deneyimi kendi ailesinden de bekleyebiliyor. Anne-baba ise hem çocuğunun eksiklik duygusu yaşamasını istemiyor hem de aile bütçesinin sınırlarını biliyor. Bu ikilem yaz aylarının görünmeyen aile gerilimlerinden biridir” ifadelerini kullandı.

Tatil ekonomik bir sınava dönüşebiliyor

Artan tatil maliyetlerinin birçok aile için ciddi bir yük oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Süleymanlı, ulaşım, konaklama, yeme içme, plaj ve tesis ücretleri ile çocuklara yönelik ek etkinliklerin kısa süreli bir dinlenmeyi önemli bir ekonomik planlamaya dönüştürdüğünü söyledi.

Prof. Dr. Süleymanlı, “Bazı aileler, çocuklarını mutlu etmek ya da sosyal çevreden geri kalmamak adına kredi kartı borçlarına, taksitli paketlere veya ihtiyaç kredilerine yönelebiliyor. Bu durumda tatilin amacıyla sonucu arasında çelişki doğuyor: Dinlenmek için çıkılan tatil, dönüşte yeni bir borç ve stres kaynağına dönüşebiliyor.” diye konuştu.

Yaz tatili aynı zamanda sosyal politika meselesidir

Prof. Dr. Süleymanlı, yaz tatili konusunun yalnızca bireysel bütçe veya aile tercihi olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu meselenin çocuk refahı, kent planlaması, yerel yönetim hizmetleri, çalışma hayatı ve sosyal devlet anlayışıyla doğrudan ilişkili olduğunu dile getirdi.

Prof. Dr. Süleymanlı, “Her aile pahalı bir otele ya da uzak bir tatil beldesine gidemeyebilir. Ancak her çocuğun güvenli, anlamlı ve geliştirici bir yaz ortamına erişebilmesi gerekir. Parklar, kütüphaneler, spor alanları, gençlik merkezleri, kültür-sanat etkinlikleri, belediye yaz okulları ve uygun maliyetli kamplar bu açıdan büyük önem taşımaktadır” dedi.

Yaz kampları ve yaz okulları erişilebilir olmalı

Yaz kampları ve yaz okullarının çocukların sosyalleşmesi, özgüven kazanması ve yeni beceriler edinmesi açısından önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Süleymanlı, bu imkanların yalnızca yüksek gelirli ailelerin çocuklarına açık olması halinde sosyal eşitsizlikleri artırabileceği uyarısında bulundu.

Prof. Dr. Süleymanlı, belediyelerin, okulların, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve ilgili kamu kurumlarının daha uygun maliyetli, güvenli ve nitelikli yaz programları geliştirmesi gerektiğini ifade etti.

Tatil anlayışımızı yeniden sorgulamalıyız

“Yaz tatili sendromu” na karşı hem bireysel hem de toplumsal düzeyde tatil anlayışımızı yeniden sorgulamamız gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Süleymanlı, “Tatili yalnızca uzak bir yere gitmek, pahalı bir otelde kalmak veya sosyal medyada paylaşılacak fotoğraflar üretmek üzerinden değerlendirmek, dinlenmeyi de tüketim yarışının parçası haline getiriyor. Bu nedenle iyi tatil algısını neye göre kurduğumuzu, çocuklara hangi beklentileri aktardığımızı ve dinlenme ihtiyacını neden başkalarına görünme arzusuyla ilişkilendirdiğimizi sorgulamak gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Ailelerin çocuklara tatilin sadece otel, deniz ya da yurt dışı seyahati olmadığını; birlikte geçirilen zamanın, kısa gezilerin, doğayla temasın, akraba ziyaretlerinin, kitap, spor ve kültür etkinliklerinin de değerli olduğunu göstermesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Süleymanlı, yerel yönetimlerin ve ilgili kurumların da yaz aylarında daha erişilebilir sosyal imkânlar, yaz okulları, kamplar ve kültürel etkinlikler sunmasının önemine dikkat çekti.

Prof. Dr. Süleymanlı, “Çocuklara yalnızca nereye gidildiğini değil, birlikte nasıl zaman geçirildiğini göstermek gerekir. En anlamlı tatil her zaman lüks otellerde, uzak ülkelerin tatil yörelerinde ya da sosyal medyada en çok beğeni alan karelerde başlamaz. Bazen en güzel tatil, ailenin birbirine zaman ayırdığı, çocukların kendini değerli hissettiği ve insanın gerçekten nefes alabildiği yerde başlar” şeklinde sözlerini tamamladı. 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Günün Diğer Haberleri