İstanbul’daki kentsel dönüşüm süreci, yaklaşık 1,5 milyon riskli konutla Türkiye’nin en büyük dönüşüm gündemini oluşturuyor. Konutların çoğu 1980 öncesi inşa edilmiş ve acil müdahale gerektiriyor. 2023 Kahramanmaraş depremleri ise dönüşüm projelerinin önemini yeniden ortaya koydu.
Hızlı Yenilenen İlçeler
Bahçelievler, “Yarısı Bizden” kampanyası kapsamında 2024-2025 döneminde gerçekleştirilen 25 bin bağımsız bölüm dönüşümünün yaklaşık 5 bin 781’ini tek başına tamamladı. 2025’te ilçede 1.087 bina yıkımı ve 641 yapı ruhsatı ile rekor seviyeye ulaşıldı.
Esenler, son 12 yılda 98 bin 160 riskli yapıdan 56 binini yenileyerek önemli bir başarı elde etti. İlçe, kamunun yanı sıra özel sektör iş birlikleri ile Türkiye’nin ilk akıllı şehir dönüşüm modelini uygulayacak alan olarak öne çıkıyor.
Küçükçekmece’de 2012’den bu yana tespit edilen 7 bin 307 riskli yapıdan 6 bin 709’u dönüştürüldü. Kartal’da son 10 yılda 5 bin 717 riskli yapının 5 bin 203’ü yenilenirken, Kağıthane’de 2019-2023 döneminde 5 bin 500 bağımsız birim yıkılarak 9 bin yeni konut üretildi.
Denge Gayrimenkul Değerleme, bu ilçelerdeki başarıyı yerel yönetim iradesi, az mülkiyet uyuşmazlığı ve devlet teşviklerinin etkin uygulanmasıyla ilişkilendiriyor.
Yavaş İlerleyen ve Engelli Bölgeler
Fikirtepe, mülkiyet anlaşmazlıkları ve imar sorunları nedeniyle birçok parselde fiilen ilerleme kaydedemedi. Adalar’da koruma statüsü, Arnavutköy’de ise yapıların çoğunun yeni olması, kapsamlı dönüşüm projelerinin başlamasını engelliyor.
Ayrıca yasal süreçler de dönüşümü yavaşlatıyor. Sadece 5 ilçede açılan 43 dava, projelerin ilerlemesini doğrudan etkiliyor. Bu durum, bazı bölgelerde bekleyen konut projelerinin tamamlanmasını zorlaştırıyor.
İstanbul’un Dönüşüm Tablosu
İstanbul’un dönüşüm haritası, birbirinden keskin biçimde ayrışan hızlar ve fırsatlarla karmaşık bir tablo sunuyor. Hızlı ilerleyen ilçelerde devlet ve yerel yönetim iş birliğiyle başarı sağlanırken, mülkiyet uyuşmazlıkları ve hukuki engellerin yoğun olduğu bölgelerde ilerleme sınırlı kalıyor.
Bu tablo, İstanbul’daki kentsel dönüşümün sadece fiziksel yenilenme değil, aynı zamanda hukuki ve sosyal süreçlerin yönetilmesini de gerektirdiğini ortaya koyuyor.