Köyün 180 Metre Yakınına Taş Ocağı: CHP'den Evrim Karakaya'ya Destek Ziyareti

CHP'li Rızvanoğlu, Çorum Karakaya'da taş ocağına karşı direnen köylülerle buluştu; ÇED kararını "çevre sürgünü" olarak nitelendirdi.

Siyaset - 08-04-2026 03:25

Köyün 180 Metre Yakınına Taş Ocağı: CHP'den Karakaya'ya Destek Ziyareti

CHP Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Çorum'un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü'ne ziyaret gerçekleştirdi. Yaklaşık bir yıldır Çelikler Holding tarafından planlanam taş ocağına karşı direnen köylülerle bir araya gelen Rızvanoğlu, Çorum Valiliği'nin verdiği ÇED kararını sert bir dille eleştirdi ve süreci "açık bir çevre sürgünü" olarak tanımladı. Ziyarete CHP Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız, CHP İl Başkanı Dinçer Solmaz, il-ilçe örgütleri, Karakaya, Karadona, Narlık ve Beyyurdu köylerinden vatandaşlar ile Çorum Emek ve Demokrasi Platformu temsilcileri katıldı.

Köy Muhtarlığına 180 Metre Mesafede Dinamit

Rızvanoğlu, yerinde yaptığı tespitleri aktarırken projenin boyutunu somut rakamlarla ortaya koydu. Çorum Valiliği'nin verdiği ÇED kararının teknik adının "ÇED Gerekli Değildir" olduğunu hatırlatan Rızvanoğlu, bunun "detaylı incelemeye gerek yok" anlamına geldiğini ve bu kararın gerçekle bağdaşmadığını vurguladı. Projenin köy muhtarlığına ve camiye yalnızca 180 metre uzaklıkta planlandığını belirten Rızvanoğlu, "Bu proje yaşamın tam ortasına yapılmak isteniyor. Patlatma demek. Dinamit demek. Köylülerin can güvenliğinin riske atılması demek" dedi.

Proje alanının yalnızca 250 metre ötesinde tarım arazilerinin, 21 bin metrekarelik organik üretim alanının ve yüzlerce hayvanlık bir hayvancılık bölgesinin yer aldığına dikkat çeken Rızvanoğlu, sürekli toz, gürültü ve titreşimin bu üretim alanlarını doğrudan vuracağını ve bölge halkının sağlığını tehdit edeceğini söyledi. Projenin 35 hektarlık orman parseli içinde planlandığını ve patlatmalarla birlikte yeraltı sularının zarar göreceğini, köyün susuz kalabileceğini de vurgulayan Rızvanoğlu, tablonun birden fazla boyutta yaşam alanlarını yok saydığını belirtti.

Bir Yıllık Direnişin Arka Planı

Karakaya köylülerinin projeye karşı mücadelesi aslında yaklaşık bir yıl önce başladı. Çelikler Holding, Samsun-Ankara hızlı tren hattı projesinin altyapısında kullanılmak üzere köy yakınlarında diyorit taş ocağı ve kırma-eleme tesisi kurmak için ruhsat aldı. Ancak köylüler, şirketin ÇED zorunluluğundan kaçmak amacıyla kapasiteyi mevzuattaki eşiğin hemen altında, 390 bin ton olarak beyan ettiğini ileri sürdü. Mevzuata göre 400 bin tonun üzerindeki kırma-eleme tesisleri için ÇED zorunlu olduğundan, bu beyan şirketin detaylı çevresel değerlendirme yükümlülüğünü devre dışı bırakmasına zemin hazırladı.

Geçen Ekim ayında iş makinaları araziye girdiğinde köylüler bizzat müdahale ederek çalışmaları geçici olarak durdurdu. Çorum İdare Mahkemesi'nde ÇED kararının iptali ve yürütmenin durdurulması için dava açan köylüler, Mart ayında mahkeme önünde de basın açıklaması düzenledi. Karakaya Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği öncülüğünde sürdürülen bu mücadele, farklı siyasi çevre ve sivil toplum kuruluşlarının da dikkatini çekti. Söz konusu köy, aynı zamanda 68 kuşağının önemli isimlerinden İbrahim Kaypakkaya'nın doğduğu yer olarak da tarihi bir anlam taşıyor.

"İnancı, Kültürü, Hafızayı Yok Sayıyor"

Rızvanoğlu, projenin yalnızca ekonomik ya da çevresel değil, kültürel ve manevi bir tahribatı da beraberinde getireceğini vurguladı. Proje alanı içinde köylülerin "Yorgun Baba" olarak andığı bir inanç yerinin bulunduğuna dikkat çeken Rızvanoğlu, "Bu proje doğayı yok sayıyor, inancı yok sayıyor, hafızayı yok sayıyor, kültürü de sizi de yok sayıyor" dedi. ÇED dosyasında sanki bölgede insan yaşamıyormuş gibi bir tablo çizildiğini belirten Rızvanoğlu, bu yaklaşımı "köyüyle birlikte insanı tasfiye etme planı" olarak nitelendirdi.

Bir yıldır direnişini sürdüren köylülere de seslenen Rızvanoğlu, "Bir yıldır diyorsunuz ki 'Toprağımızı terk etmiyoruz.' İktidar ise bilerek duymuyor, bilerek görmüyor, bilerek yok sayıyor. Bu, insanları toprağından koparmaktır. Bu, açık bir çevre sürgünüdür. Hiç kimsenin bu ülkenin insanını doğduğu, büyüdüğü, ekmeğini kazandığı topraklardan koparmaya hakkı yok" ifadelerini kullandı.

Yatırıma Değil, Dayatmaya Karşılar

Projenin çıkacak malzemelerinin Samsun-Ankara hızlı tren hattında kullanılacağı gerekçesiyle savunulmasına da yanıt veren Rızvanoğlu, muhalefetlerinin yatırıma değil, dayatmaya karşı olduğunu net biçimde ortaya koydu. "Demiryolu mu yapılacak? Elbette yapılsın. Biz zaten bu ülkeyi demir ağlarla ören bir gelenekten geliyoruz" diyen Rızvanoğlu, ancak alternatif alanlar varken köy sınırına, tarım arazilerinin ortasına ve orman içine bu projenin dayatılamayacağını söyledi. "Bu sırf şirket daha fazla kar etsin diye vatandaşa yapılan bir zulümdür" ifadesiyle de devlet-şirket ilişkisine yönelik sert eleştirisini dile getirdi.

Devletin vatandaşını değil şirketi koruyan bir konuma düştüğünü vurgulayan Rızvanoğlu, hukuki süreçte köylülerin yalnız olmadığını da taahhüt etti: "Bu hukuksuz ÇED kararına karşı Danıştay'da hakkınızı hep birlikte arayacağız. Biz sizlerin yanındayız, olmaya da devam edeceğiz."

Akbelen'den Karakaya'ya: Aynı Tablo

Rızvanoğlu, konuşmasının sonunda Karakaya'nın mücadelesini Türkiye'nin dört bir yanındaki çevre direnişleriyle birleştiren geniş bir perspektif sundu. Akbelen'den Cerattepe'ye, Varto'dan Kazdağları'na uzanan örnekleri hatırlatan Rızvanoğlu, "Bu ülkenin dört bir yanında aynı tablo var: Talan var, zulüm var, açgözlülük var" dedi. Toprağını savunduğu gerekçesiyle tutuklanan yaşam savunucusu Esra Işık'a da selam gönderen Rızvanoğlu, "Bu ülkenin doğasını savunanlar yalnız değildir" sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Karakaya köylüleri, ziyaretin ardından hukuki mücadelelerini Danıştay aşamasında sürdüreceklerini ve sahada da direniş kararlarından vazgeçmeyeceklerini yineledi. Dava süreci, bölgedeki çevre örgütleri ve meslek kuruluşlarının yakın takibinde olmaya devam ediyor.

Günün Diğer Haberleri