Orta Doğu’yu yangın yerine çeviren, İran’ın en üst düzey isimlerinin hayatını kaybettiği ve stratejik tesislerin yerle bir edildiği askeri harekatın ardından, Washington ve Tahran hattında beklenmedik bir diplomasi trafiği başladı. ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki yeni liderlik kademesinin kendisiyle iletişim kurduğunu ve doğrudan bir görüşme talep ettiklerini açıkladı. Trump, nükleer tesislerin vurulması ve 48 komutanın öldürülmesinin ardından gelen bu talebe yeşil ışık yakarak, "Konuşmak istiyorlar ve ben de kabul ettim," dedi.
Bu gelişme, bölgenin topyekün bir savaşa mı sürükleneceği yoksa büyük bir diplomatik pazarlığın mı başlayacağı sorusunu akıllara getirdi.
Trump: "Çok Uzun Süre Beklediler"
ABD merkezli The Atlantic dergisine özel bir mülakat veren Başkan Trump, İran’ın yeni yönetiminin masaya oturma isteğine dair çarpıcı detaylar paylaştı. Harekatın şiddetinin İran devlet yapısında "büyük bir darbe" etkisi yarattığını belirten Trump, şu ifadeleri kullandı:
"Konuşmak istiyorlar ve ben de konuşmayı kabul ettim, onlarla konuşacağım. Aslında bunu çok daha önce yapmalıydılar. Çok pratik ve kolay olanı seçmek yerine çok uzun süre beklediler. Bir anlaşma yapabilirlerdi ancak kurnazca davrandılar. Şimdi ise o insanların çoğu gitti. Bizim ilgilendiğimiz hedeflerin bazıları da artık yok."
Trump'ın "bazı insanlar gitti" ifadesiyle, suikasta uğrayan Ali Hamaney ve diğer üst düzey askeri kanadı kastettiği değerlendiriliyor. ABD Başkanı, operasyonların başarısını "inanılmaz" olarak nitelerken, nükleer tesislerin vurulmaması durumunda İran'ın sadece iki hafta içinde nükleer güce sahip olacağını yineledi.
Tahran’dan İstikrar Mesajı: Arakçi’den Açıklama
İran kanadında ise savunma ve misilleme söylemlerinin yanı sıra, diplomasiye kapı aralayan bir ton hakim olmaya başladı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ülkesinin tırmanan gerilimi düşürmeye yönelik her türlü "ciddi çabaya" açık olduğunu vurguladı. Arakçi, "Ülke ve bölge istikrarını yeniden tesis edecek adımlar konusunda diyaloğa hazırız," diyerek, yeni liderlik döneminde daha pragmatik bir yol izlenebileceğinin sinyallerini verdi.
Bu açıklama, İran'ın bir yandan bölgedeki ABD üslerine füze fırlatırken, diğer yandan sistemin bekasını korumak adına Washington ile "yeni bir sayfa" açma ihtimalini masada tuttuğunu gösteriyor.
Bölgesel Bilanço ve Caydırıcılık
28 Şubat’ta başlayan ve B-2 hayalet uçaklarının yer altı sığınaklarını vurduğu harekatın insani ve askeri bilançosu netleşmeye devam ediyor:
İnsani Kayıp: İran Kızılayı, bombardımanlarda 201 kişinin yaşamını yitirdiğini, 747 kişinin yaralandığını bildirdi.
Askeri Darbe: Tek bir hava saldırısında 48 İranlı üst düzey komutanın öldürülmesi, İran ordusunun komuta zincirinde büyük bir kırılma yarattı.
Nükleer Program: Fordo ve diğer kilit nükleer tesislerin hedef alınmasıyla, İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesinin büyük ölçüde felç edildiği iddia ediliyor.
Süreç Nasıl İlerleyecek?
Beyaz Saray yetkilileri, operasyonların İran'ın balistik füze ve nükleer silah tehdidi tamamen ortadan kalkana kadar süreceğini belirtmişti. Ancak Trump’ın görüşmeyi kabul etmesi, askeri baskının (Maximum Pressure) bir "teslimiyet müzakeresine" dönüşüp dönüşmeyeceği tartışmasını başlattı.
Analistler, İran’ın yeni liderliğinin bir yandan halkına karşı "direniş" imajını korumaya çalışırken, diğer yandan rejimin tamamen çökmesini engellemek için Trump ile masaya oturabileceğini öngörüyor. Eğer bu görüşme gerçekleşirse, sadece Orta Doğu değil, küresel enerji ve güvenlik dengeleri de yeniden inşa edilebilir.
","url":""}]