ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile yürütülen müzakere sürecinde ateşkesi süresiz olarak uzattığını ilan etmesinin üzerinden henüz sayılı günler geçmişken, bölgeden gelen haberler tansiyonu yeniden zirveye taşıdı. Yerel kaynaklar ve uluslararası haber ajanslarının geçtiği son dakika verilerine göre, İran’ın başkenti Tahran’da şiddetli patlama sesleri yankılandı. Patlamaların hemen ardından ülkenin stratejik noktalarında bulunan hava savunma bataryalarının ateşlendiği ve gece karanlığının izli mermilerle aydınlandığı bildirildi.
Tahran Semalarında Hareketli Gece: 12 Keşif Dronu Düşürüldü
İran devlet medyasının (Mehr) askeri kaynaklara dayandırdığı bilgilere göre, ülkenin hem batı hem de doğu bölgelerinde hava savunma sistemleri eş zamanlı olarak aktif hale getirildi. Tahran semalarında duyulan patlamaların, sistemlerin kimliği belirsiz hava araçlarına müdahale etmesi sonucu oluştuğu belirtiliyor.
Söz konusu gelişmenin ayrıntılarına inildiğinde, hedef alınan araçların muhtemelen keşif amaçlı kullanılan dronlar olduğu değerlendiriliyor. Tahran yönetiminden yapılan ilk teknik analizler, 12 ayrı hedefin havada başarıyla imha edildiği yönünde. Ancak bu araçların hangi merkezden kalktığı veya hangi devlete ait olduğu konusunda Tahran sessizliğini koruyor. Bölgedeki askeri uzmanlar, bu tür bir sızma girişiminin "nabız ölçme" veya stratejik savunma noktalarını deşifre etme hamlesi olabileceği üzerinde duruyor.
İsrail’den Beklenmedik "İlgimiz Yok" Açıklaması
Olayın hemen ardından gözlerin çevrildiği Tel Aviv cenahından ise şaşırtıcı bir soğukkanlılıkla yanıt geldi. İsrail ordusu (IDF), Tahran semalarındaki patlamalarla herhangi bir illiyet bağlarının olmadığını savundu. İsrail makamları, halihazırda yürürlükte olan ateşkes sürecine vurgu yaparak, İran topraklarında herhangi bir operasyon yürütmediklerini iddia etti.
Buna karşın, diplomatik koridorlarda bu açıklama "temkinli" bir şüpheyle karşılanıyor. Zira saldırıdan sadece saatler önce İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın yaptığı açıklamalar, Tel Aviv’in askeri seçenekleri masadan kaldırmadığını, aksine bir "yeşil ışık" beklediğini kanıtlar nitelikteydi.
Katz’ın Tehditkar Çıkışı ve Hedef Listesi
Tel Aviv’deki Kirya Askeri Üssü’nde Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ve üst düzey güvenlik bürokrasisiyle bir araya gelen Savunma Bakanı Katz, adeta bir savaş manifestosu yayınladı. Katz, İsrail ordusunun İran'a karşı kapsamlı bir harekatı başlatmaya her an hazır olduğunu ve stratejik hedeflerin çoktan belirlendiğini açıkça ifade etti.
Katz’ın "ABD’den yeşil ışık bekliyoruz" şeklindeki ifadesi, Washington ile Tel Aviv arasındaki diplomatik pazarlığın boyutunu da gözler önüne seriyor. İsrailli Bakanın hedef listesinde sadece nükleer tesisler değil; enerji nakil hatları, elektrik altyapısı ve ekonomik can damarları da bulunuyor. Dahası Katz, doğrudan İran lider kadrosuna yönelik suikast operasyonlarının sinyalini vererek, "Bu kez yapılacak saldırılar çok daha ölümcül olacak ve Tahran yönetimini devirecek nitelikte yıkıcı darbeler indireceğiz" dedi.
Trump’ın Zaman Ayarlı Diplomasisi: "Saat İşliyor"
Okyanusun diğer yakasında ise Başkan Donald Trump, kendine has üslubuyla Tahran’a yönelik baskıyı artırmaya devam ediyor. Ateşkesi süresiz uzatarak diplomasiye alan açtığı imajını veren Trump, sosyal medya ve resmi kanallar üzerinden yaptığı son değerlendirmede İran’ın askeri kapasitesinin büyük ölçüde felç edildiğini öne sürdü.
Trump, İran’ın donanmasının ve hava kuvvetlerinin işlevsiz hale getirildiğini, radar sistemlerinin ise neredeyse tamamen yok edildiğini iddia ederek elindeki kozları hatırlattı. "Benim dünyalar kadar vaktim var ama İran’ın yok" diyen Trump, masadaki anlaşmanın şartlarını Washington’ın belirleyeceğinin altını çizdi. Trump’ın bu sert tutumu, bir yandan müzakereleri zorlarken diğer yandan bölgedeki müttefiklerine "kontrol bende" mesajı verme amacı taşıyor.
Islamabad Müzakerelerinden Belirsizliğe
Sürecin tarihsel arka planına bakıldığında, 28 Şubat’ta başlayan gerilimin bölge sathına yayıldığı görülüyor. 8 Nisan’da sağlanan iki haftalık ateşkes, Pakistan’ın ara buluculuğuyla 11 Nisan’da İslamabad’da bir masaya dönüşmüştü. Ancak bu görüşmelerden somut bir anlaşma metni çıkmaması, tarafların birbirine olan güvensizliğini pekiştirdi.
Donald Trump’ın, Pakistan’ın ricasıyla ateşkesi uzatması aslında İran’a sunulmuş bir "son çıkış" olarak yorumlanıyordu. Ancak Tahran’daki patlamalar, bu diplomatik pencerenin her an kapanabileceğini gösteriyor. ABD’li yetkililer şu an için ateşkesin statüsünde bir değişiklik olmadığını belirtse de, Tahran semalarında düşürülen her dron, bölgedeki kırılgan barışın üzerine bir gölge daha düşürüyor.
Görünen o ki, diplomasi masası kurulmuş olsa da sahadaki askeri hareketlilik ve "yeşil ışık" bekleyen füzeler, Orta Doğu’nun kaderini belirlemeye devam edecek. Tahran’ın savunma refleksi ve İsrail’in pusuda bekleyen saldırı iştahı arasında, Trump yönetiminin "maksimum baskı" stratejisinin nasıl bir sonuç vereceği önümüzdeki günlerin en kritik sorusu olmaya aday.