İran İslam Cumhuriyeti, 1979 devriminden bu yana en sarsıcı ve belirsiz günlerini yaşıyor. ABD ve İsrail’in ortak hava operasyonunda hayatını kaybeden dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in ardından, ülkenin en yüksek makamı olan "Veliyy-i Fakih" koltuğu için perde arkasında büyük bir güç savaşı patlak verdi. Tahran koridorlarından sızan bilgilere göre, askeri gücü elinde bulunduran Devrim Muhafızları (IRGC) ile rejimin teolojik temelini temsil eden geleneksel din adamları arasında derin bir çatlak oluşmuş durumda.
Hamaney’in ölümüyle boşalan makam için anayasal süreç işlerken, adaylar arasındaki rekabetin "rejim içi bir hesaplaşmaya" dönüşmesinden endişe ediliyor.
6 Kritik İsim ve Mücteba Hamaney Bilmecesi
Liderlik yarışı için kamuoyunda ve siyasi kulislerde 6 isim ön plana çıkıyor: Eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, Ayetullah Ali Rıza Arafi, Ayetullah Sadık Laricani, Ayetullah Nuri Hamedani ve merhum liderin oğlu Mücteba Hamaney.
Ancak krizin merkezinde Mücteba Hamaney ismi yer alıyor. Devrim Muhafızları içindeki şahin bir fraksiyon, sürekliliği sağlamak adına Mücteba Hamaney’i desteklerken; Kum şehri merkezli geniş din adamı çevreleri "veraset yoluyla liderliğin" devrim ilkelerine aykırı olduğunu savunarak bu isme mesafeli yaklaşıyor. Bölgeyi yakından takip eden kaynaklar, "Uzmanlar Meclisi'nden beklenmedik bir sonuç çıkabilir" uyarısında bulunuyor.
Geçici Liderlik Konseyi Görev Başında
İran Anayasası’nın 111. maddesi uyarınca, koltuk boşalır boşalmaz üç kişilik bir Geçici Liderlik Konseyi yetkileri devraldı. Bu konsey şu isimlerden oluşuyor:
Mesud Pezeşkiyan (Cumhurbaşkanı)
Gulam Hüseyin Muhsini Ejei (Yargı Erki Başkanı)
Ayetullah Ali Rıza Arafi (Anayasayı Koruyucular Konseyi temsilcisi)
Bu üçlü heyet, yeni lider seçilene kadar dini liderin tüm yetkilerini ortaklaşa kullanacak. Ancak asıl karar verici merci, 88 üyeden oluşan ve tamamı din adamlarından oluşan Uzmanlar Meclisi olacak.
88 Üyeli Meclis’te Kritik Oylama
Yeni liderin belirlenmesi için Uzmanlar Meclisi’nin gizli oylama yapması gerekiyor. Salt çoğunluğu alan aday, İran’ın üçüncü dini lideri olarak ilan edilecek. Anayasada bu seçim için kesin bir süre sınırı bulunmasa da, ülkenin içinde bulunduğu savaş hali ve dış tehditler nedeniyle sürecin hızlandırılması bekleniyor.
Askeri uzmanlar, Devrim Muhafızları’nın seçim sürecine doğrudan veya dolaylı müdahalesinin, İran’ın geleneksel teokratik yapısında kalıcı bir değişime yol açabileceğini belirtiyor. Eğer askeri kanadın istediği isim seçilirse, İran’ın dış politikasında daha sert ve tavizsiz bir dönemin kapıları aralanabilir.
Bölgesel Dengeler ve Taht Kavgası
İran içindeki bu taht kavgası, sadece Tahran’ı değil; Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen’deki vekil güçleri de yakından ilgilendiriyor. Liderlik makamındaki belirsizlik, saha komutanlarının hareket kabiliyetini kısıtlarken, İsrail ve ABD’nin bu otorite boşluğunu yeni operasyonlar için bir fırsat olarak görüp görmeyeceği merak konusu.
İran iç siyaseti, liderlik seçimi, Uzmanlar Meclisi ve Devrim Muhafızları ekseninde şekillenen bu süreç, Orta Doğu’nun gelecek on yıllarını belirleyecek stratejik bir dönemeç olarak kayıtlara geçiyor.