Renal hücreli karsinomun tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 3’ünü oluşturduğunu ifade eden Doç. Dr. Yazıcı, hastalığın erkeklerde kadınlara göre daha sık görüldüğünü ve riskin yaşla birlikte arttığını aktarıyor. Uzman değerlendirmesine göre sigara kullanımı, fazla kilo, hipertansiyon ve ailede böbrek kanseri öyküsü bulunması da hastalık riskini artıran başlıca unsurlar arasında yer alıyor.
Üç belirti görüldüğünde hastalık ilerlemiş olabilir
Böbrek kanserinin klasik belirtileri arasında yan ağrısı, idrarda kan görülmesi ve karında kitle oluşması bulunuyor. Ancak bu üç bulgunun aynı tabloda görülmesinin oldukça nadir olduğu belirtiliyor. Bu şikâyetler ortaya çıktığında hastalığın ileri evrede olabileceğine dikkat çekiliyor.Bazı hastalarda kemik ağrısı veya geçmeyen öksürük gibi, hastalığın başka bölgelere yayıldığını düşündürebilecek belirtiler de ilk bulgu olarak ortaya çıkabiliyor. Günümüzde ultrason, bilgisayarlı tomografi ve MR gibi görüntüleme yöntemleri sayesinde böbrek tümörlerinin önemli bir bölümü erken evrede ve tesadüfen saptanabiliyor. Erken tanı ise tedavi başarısını artıran en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
Tedavinin temelini cerrahi oluşturuyor
Doç. Dr. Özgür Yazıcı, uygun hastalarda cerrahinin böbrek kanserindeki temel tedavi seçeneği olduğunu belirtiyor. Son yıllarda laparoskopik ve robotik cerrahi yöntemlerinin daha fazla kullanıldığı ifade ediliyor.Bu teknikler, daha küçük kesilerle operasyon yapılmasına, ağrı ve kan kaybının azalmasına, hastanede kalış süresinin kısalmasına ve hastaların günlük yaşamlarına daha hızlı dönmesine olanak sağlayabiliyor. Robotik cerrahi, üç boyutlu görüntü ve yüksek hassasiyet avantajı sunarken maliyet ve dokunma duyusunun bulunmaması gibi bazı sınırlılıklar da taşıyor.