Sigara başta olmak üzere tütün ürünlerinin akciğer ve gırtlak kanserinin yanı sıra KOAH ile kalp-damar hastalıklarında oynadığı rol uzun zamandır bilinirken, güncel bilimsel çalışmalar meme kanseri riski ile tütün kullanımı arasındaki bağı net şekilde gözler önüne seriyor.
Tütün Ürünleri ve Meme Kanseri Arasındaki Bağlantı
Geçmişten beri solunum ve dolaşım sistemi rahatsızlıklarıyla anılan tütün mamullerinin, kadınlarda meme sağlığını doğrudan tehdit ettiği ifade ediliyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Acıbadem Altunizade Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nilüfer Aykaç, son yıllarda yapılan pek çok araştırmanın bulgularının sigara içen kadınlarda meme kanseri riski oranının hiç içmeyenlere kıyasla yaklaşık yüzde 10 ile 25 arasında yükseldiğini gösterdiğini belirtiyor. Elektronik sigaralar, ısıtılmış tütün ürünleri, nargile ve dumansız tütün kullanımının meme kanseriyle ilişkisine dair veriler henüz sınırlı düzeyde bulunsa da, bu alternatif ürünlerin de kanser hastalarında tedaviyi olumsuz etkilediği ve ölüm oranlarını artırdığı biliniyor. Tütün endüstrisi tarafından buhar olarak adlandırılan aerosolün içeriğindeki nikotin, nitrozaminler ve çeşitli toksik bileşenler, bu ürünlerin de kansere yol açabileceğini düşündürdüğü için uzmanlar bu maddelerden uzak durulması gerektiğini önemle vurguluyor.
Sigara İçenlerde Görülen Kritik Belirtiler
Sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek adına atılabilecek en ilk ve etkili adımın tütün ürünlerini bırakmak olduğu, araştırmalara göre sigaranın bırakılmasıyla birlikte meme kanseri riski ve diğer sağlık tehditlerinin zaman içinde azaldığı ifade ediliyor. Bu doğrultuda tütün kullanan bireylerin vücutlarında ortaya çıkan bazı alarm niteliğindeki belirtileri kesinlikle ihmal etmemesi gerekiyor. Normal şartlarda hafif seyreden ve sigara öksürüğü olarak bilinen durumun üç haftadan uzun sürmesi, kuru öksürüğün balgamlı yapıya dönmesi ve şiddetlenmesi halinde vakit kaybetmeden bir hekime başvurulması öneriliyor. Bunun yanı sıra balgamda az miktarda dahi kan görülmesi ciddiye alınması gereken bir bulgu olarak öne çıkıyor. Daha önce zorlanmadan kat edilen mesafelerde nefes nefese kalmak veya merdiven çıkarken kapasitenin düşmesi akciğer kapasitesindeki azalmaya işaret ediyor. Nefes alırken, öksürürken ya da derin solunum yaparken hissedilen, sürekli hale gelen göğüs ağrılarının basit kas ağrılarıyla karıştırılmaması ve önemli bir hastalığın habercisi olabileceği unutulmamalıdır. Son olarak üst solunum yolu enfeksiyonları gibi geçici nedenlere bağlı gelişmeyen, iki-üç haftadan uzun süren ses kısıklıkları da mutlaka dikkate alınması gereken belirtiler arasında yer alıyor.