Orta Doğu’nun alevler içinde kaldığı 2026 Mart ayında, diplomasinin merkez üssü bir kez daha Türkiye oldu. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarının ardından Avrupa’nın en büyük gücü Almanya’nın "savaşa dahil olma" ihtimali dünya başkentlerini alarma geçirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya’nın çiçeği burnunda Şansölyesi Friedrich Merz ile gerçekleştirdiği kritik telefon görüşmesinde, Berlin’i çatışma zemininden uzak durmaya ve "diyalog masasına" dönmeye çağırdı.
Bu görüşme, Almanya’nın masasında "askeri destek" ve "doğrudan katılım" gibi iki sert senaryonun konuşulduğu bir dönemde gerçekleşmesi bakımından tarihi bir öneme sahip.
Berlin’in Önündeki İki Senaryo: Katılım mı, Destek mi?
Alman hükümetine yakın kaynaklardan sızan bilgilere göre Berlin, müttefikleri ABD ve İsrail’e olan bağlılığını test eden bir yol ayrımında. Şansölye Merz’in masasında iki kritik dosya bulunuyor:
Doğrudan Askeri Müdahale: Alman ordusunun (Bundeswehr) bölgedeki hava operasyonlarına aktif olarak katılması.
Lojistik ve İstihbarat Desteği: Müttefiklere askeri teçhizat temini, anlık istihbarat paylaşımı ve operasyonel kolaylık sağlanması.
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul her ne kadar "savaşa katılma niyetimiz yok" diyerek tansiyonu düşürmeye çalışsa da, Şansölye Merz’in "Müttefiklerimizi eleştirmeyeceğiz" yönündeki çıkışı, Almanya'nın "arka kapıdan" savaşa dahil olabileceği endişesini tetikledi.
Erdoğan: "Kalıcı Sükunet İçin Barış Odaklı Temas Şart"
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Erdoğan görüşmede Türkiye’nin değişmez tutumunu net bir şekilde ortaya koydu. Erdoğan, çatışmaların sadece bölgeyi değil, küresel güvenliği ve Avrupa’nın enerji/göç dengelerini de tehdit ettiğini vurguladı.
Görüşmenin Şifreleri:
Diyalog Zemini: Erdoğan, tarafların yeniden müzakere masasına dönmesi için teşvik edilmesinin "mühim" olduğunu ifade etti.
Küresel Güvenlik Uyarısı: Çatışmanın yayılmasının Avrupa için yeni bir göç dalgası ve ekonomik istikrarsızlık yaratabileceği hatırlatıldı.
Arabuluculuk Mesajı: Türkiye'nin, krizin başından bu yana sürdürdüğü "dengeleyici" rolün, Almanya gibi Avrupa aktörleri için de bir çıkış yolu olabileceği sinyali verildi.
"2026 İran Savaşı" ve Avrupa’nın Çıkmazı
28 Şubat’ta başlayan operasyonlar sonrası Ali Hamaney’in ölümü ve nükleer tesislerin vurulması, bölgedeki güç dengelerini tamamen değiştirdi. İngiltere, Fransa ve Almanya (E3) tarafından yapılan ortak açıklamada "savunma eylemlerine hazırız" denilmesi, Avrupa'nın da bu yangının içine çekilme riskini artırıyor. Ancak Almanya Başbakanı Merz'in, askeri müdahalenin risklerini kabul etmesine rağmen "Washington'a ders verme konumunda değiliz" demesi, Berlin’in stratejik bir sıkışmışlık içinde olduğunu kanıtlıyor.
Analiz: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uyarısı, sadece ikili bir görüşme değil; NATO’nun en büyük iki ordusundan birine sahip olan Türkiye’nin, Avrupa’nın lokomotif gücü Almanya’ya "ateşe körükle gitme" ihtarıdır. Bu diplomasi trafiği, bölgenin topyekûn bir yıkımdan kurtulması için "son çıkış" olabilir.
