Gülistan Doku Soruşturmasında Yeni Gelişme: Başhekimin İfadesi Dosyaya Girdi
Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin yürütülen soruşturmada dikkat çeken bir aşamaya gelindi. Cinayet şüphesiyle sürdürülen kapsamlı dosyada tutuklanan isimler arasına son olarak dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Çağdaş Özdemir de katıldı. Kim, ne zaman, nerede, nasıl ve neden? sorularının merkezinde yer alan gelişmede, Özdemir’in jandarmada verdiği ifade ortaya çıktı.
“Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” suçlamasıyla tutuklanan Özdemir, özellikle hastane kayıtlarının silinmesi iddialarına ilişkin yaptığı açıklamalarla soruşturmanın seyrini etkileyebilecek beyanlarda bulundu.
“Kayıtları Silme Yetkim de Becerim de Yok”
İfadesinde en dikkat çeken başlık, hastane veri kayıtlarına ilişkin sorumluluk meselesi oldu. Özdemir, söz konusu dönemde Tunceli Devlet Hastanesi’nde kullanılan yazılım sistemine doğrudan müdahale yetkisi olmadığını savundu.
Başhekim Özdemir, kayıtların silinmesi, düzeltilmesi ya da yeni veri eklenmesi süreçlerinin hastane bünyesindeki teknik personel ve yazılım şirketi tarafından yürütüldüğünü belirtti. Bu noktada özellikle bir isme işaret etti: Yücel Erdem.
Özdemir’in anlatımına göre süreç şöyle işliyordu:
- Hasta kaydıyla ilgili bir hata tespit edildiğinde yazılı başvuru hazırlanıyor
- Belgeler hastane yönetimi tarafından onaylanıyor
- Teknik müdahale, yazılım sorumlusu tarafından gerçekleştiriliyordu
Bu çerçevede Özdemir, “Benim bu işlemlerle ilgili ne yetkim ne de teknik becerim vardır” diyerek sorumluluğu reddetti.
Kayıp Kayıt Tartışması: 31 Aralık 2019 Detayı
Soruşturmanın en kritik başlıklarından biri, Gülistan Doku’nun kaybolmadan kısa süre önce hastaneye başvurduğuna dair iddialar. POLNET sisteminde yer alan verilere göre, Doku’nun 31 Aralık 2019 tarihinde Tunceli Devlet Hastanesi’ne giriş kaydı bulunduğu tespit edildi.
Ancak yapılan incelemelerde bu kayda daha sonra ulaşılamadığı ortaya çıktı.
Bu çelişki, soruşturmanın yönünü değiştiren en önemli unsurlardan biri haline geldi. Özdemir’e de bu durum soruldu.
Verdiği yanıtta şu ifadeleri kullandı:
- POLNET sisteminin hastane verileriyle bağlantılı olduğunu bildiğini
- Eğer sorgu yapılmış ve tutanak tutulmuşsa böyle bir kaydın var olması gerektiğini
- Ancak mevcut sistemde kayıt bulunamıyorsa bunun silinmiş olabileceğini düşündüğünü
Bu açıklama, doğrudan bir sorumluluk kabulü içermese de, kayıtların sistemden kaldırılmış olabileceği ihtimalini güçlendiren bir değerlendirme olarak dosyaya girdi.
Yazılım Şirketi Raporu: “Kasıtlı Silme” İddiası
Olayın perde arkasında teknik incelemeler de bulunuyor. Hastanede kullanılan yazılım sistemini sağlayan firmanın yaptığı değerlendirmede, Gülistan Doku’ya ait söz konusu kaydın kasıtlı şekilde silinmiş olabileceği yönünde bulgular yer aldı.
Bu tespit, soruşturmayı yalnızca idari bir ihmal boyutundan çıkararak olası delil karartma şüphesiyle daha derin bir hukuki zemine taşıdı.
Uzmanlara göre, dijital kayıtların sistemden tamamen kaldırılması, belirli bir teknik bilgi ve yetki gerektiriyor. Bu durum da sorumluluğun kimde olduğu sorusunu daha kritik hale getiriyor.
“İmzalar Bana Ait Olmayabilir” Savunması
İfade sırasında gündeme gelen bir diğer başlık ise resmi yazışmalar oldu. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine hazırlanan ve Gülistan Doku’ya ait sağlık kayıtlarını içeren belgelerde Özdemir’in imzasının bulunması dikkat çekti.
Ancak Özdemir, bu imzaların kendisine ait olmayabileceğini öne sürdü.
Savunmasında:
- Yoğunluk nedeniyle bazı belgelerin başhekim yardımcıları tarafından imzalanmış olabileceğini
- Evrak içeriği hakkında detaylı bilgi sahibi olmadığını
- Eksik epikriz raporlarıyla ilgili bilgisi bulunmadığını
dile getirdi.
Bu beyan, soruşturma kapsamında resmi belgelerde usulsüzlük ihtimalini de gündeme taşıdı.
Çifte Görev Tartışması: İdari Yapı da Sorgulanıyor
Özdemir’in ifadesinde dikkat çeken bir başka unsur, aynı dönemde iki farklı idari görevi yürütmüş olması. Hem Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi hem de İl Sağlık Müdürlüğü görevini üstlendiğini belirten Özdemir, bu durumun kendi talebi dışında geliştiğini söyledi.
Valilik makamına bu yükü taşıyamayacağını ilettiğini ifade eden Özdemir, pandemi koşulları nedeniyle görev değişikliği yapılmadığını dile getirdi.
Bu detay, soruşturmanın yalnızca teknik değil, idari organizasyon yapısını da mercek altına alabileceğine işaret ediyor.
11 Tutuklama: Soruşturma Genişliyor
Gülistan Doku dosyasında bugüne kadar toplam 11 kişi tutuklandı. Bu durum, soruşturmanın geniş çaplı ve çok yönlü yürütüldüğünü ortaya koyuyor.
Dosyada:
- Olası cinayet şüphesi
- Delil karartma iddiaları
- Dijital veri manipülasyonu
- İdari sorumluluk zinciri
gibi birden fazla başlık eş zamanlı olarak inceleniyor.
Dijital Deliller ve Adli Bilişim Süreci
Dikkat çeken bir diğer başlık ise adli bilişim boyutu. Kayıp verilerin gerçekten silinip silinmediği, silindiyse ne zaman ve kim tarafından silindiği gibi sorular, teknik incelemelerle netlik kazanacak.
Uzmanlar, bu tür vakalarda:
- Sistem log kayıtlarının incelenmesi
- Veri kurtarma analizlerinin yapılması
- Kullanıcı erişim yetkilerinin değerlendirilmesi
gibi yöntemlerin belirleyici olduğunu vurguluyor.
Bu süreç, soruşturmanın en kritik aşamalarından biri olarak görülüyor.
Dosyada Yeni Bir Dönem
Ortaya çıkan ifade, Gülistan Doku soruşturmasında yeni bir evreye geçildiğini gösteriyor. Özellikle hastane kayıtlarının akıbetine ilişkin çelişkili veriler, dosyanın merkezine dijital delil tartışmasını yerleştiriyor.
Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında, teknik raporlar ve adli bilişim bulgularının belirleyici olması bekleniyor. Bu süreçte ortaya çıkacak yeni veriler, hem hukuki sorumluluğun çerçevesini hem de olayın seyrini doğrudan etkileyecek.
