[{"id":"block-1","type":"paragraph","content":"

ING Türkiye, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında iş dünyasında kadınların karşılaştığı yapısal ve kültürel bariyerleri gündeme taşıyan çarpıcı bir kampanya başlattı. "Dar Alanda Eşitlik Mücadelesi" temasıyla yola çıkan banka, hem dijital platformlarda yayınladığı farkındalık filmiyle hem de genel müdürlük binasındaki fiziksel kurgularıyla iş hayatında kadın olmanın getirdiği görünmez zorlukları somutlaştırıyor. Kurum kültürü olarak fırsat eşitliği ilkesini merkeze alan ING, açıkladığı güncel verilerle de bankacılık sektöründe kadın temsilinde öncü bir rol üstlendiğini kanıtlıyor.

Görünmez Engeller Somut Bir Deneyime Dönüşüyor

İş dünyasında kadınların kariyer basamaklarını tırmanırken karşılaştıkları ve çoğu zaman dile getirilmeyen engeller, ING Türkiye’nin yeni kampanyasında mercek altına alınıyor. "Dar Alanda Eşitlik Mücadelesi" ismi verilen çalışma, kadınların profesyonel gelişim süreçlerinde hissettikleri baskıyı ve sınırlanmışlık hissini anlatmak için güçlü bir metafor kullanıyor. Kampanya kapsamında hazırlanan özel film, bir kadının iş hayatındaki başarısının önüne set çeken önyargıları ve sistemik bariyerleri görselleştiriyor.

Bu farkındalık hareketi sadece ekranlarla sınırlı kalmıyor. Banka, çalışanlarının bu mücadeleyi birebir deneyimlemesi adına İstanbul’daki Genel Müdürlük binasında yaratıcı bir kurguya imza attı. Ofis içerisindeki asansörlerden koridorlara kadar pek çok noktaya yerleştirilen kurgusal engellerle, kadınların her gün içinden geçtiği "dar alanlar" somutlaştırıldı. Bu uygulama, kurum içi Çeşitlilik, Kapsayıcılık ve Aidiyet vizyonunu teoriden pratiğe dökerek çalışanlarda yüksek bir farkındalık oluşturmayı hedefliyor.

Rakamlarla Kadın Gücü: Sektör Ortalamasının Üzerinde Temsil

ING Türkiye, 8 Mart vesilesiyle organizasyon şemasındaki güncel kadın temsil oranlarını da kamuoyuyla paylaştı. Bankanın paylaştığı veriler, kadın istihdamı konusunda sadece söylemde değil, operasyonel boyutta da büyük bir kararlılık sergilediğini gösteriyor. Mevcut verilere göre kurumdaki toplam kadın çalışan oranı yüzde 52 seviyesine ulaşarak dengeyi kadınlar lehine çevirmiş durumda.

Daha da dikkat çekici olan veri ise karar verici mekanizmalardaki temsil oranlarında karşımıza çıkıyor. Bankadaki yönetici kadrolarının yüzde 48’i kadınlardan oluşurken, üst düzey yönetim kademelerinde bu oran yüzde 59’a kadar yükseliyor. Bu tablo, "cam tavan" sendromunun kurum içerisinde büyük ölçüde aşıldığını ve kadınların liderlik pozisyonlarında stratejik kararlara yön verdiğini belgeliyor. ING Türkiye, bu yüksek oranlarla finans dünyasında cinsiyet dengesi açısından örnek bir model teşkil ediyor.

Ebeveynlik Haklarında Devrim: 6 Ay Kesintisiz İzin ve Uzaktan Çalışma

Bankanın fırsat eşitliği yaklaşımı, sadece kariyer yollarıyla sınırlı kalmıyor; çalışanların iş ve özel yaşam dengesini korumaya yönelik devrim niteliğinde İK politikalarını da kapsıyor. Kadınların iş hayatından kopmasına neden olan en büyük faktörlerden biri olan annelik süreci, bankanın sunduğu geniş imkanlarla destekleniyor. ING Türkiye, anne olan çalışanlarına bebekleri 6 aylık olana kadar maaşlarında herhangi bir kesinti yapmaksızın izin hakkı tanıyor.

Bu destek süreci bebeğin ilk yılı tamamlanana kadar devam ediyor; çalışanlar bebekleri bir yaşına gelene dek uzaktan çalışma modelinden faydalanabiliyor. Bu sayede kadınlar, çocuklarının gelişiminde kritik öneme sahip olan ilk yılı, kariyerlerinden ödün vermeden evlerinde tamamlayabiliyor. Ayrıca, babalık izninin 8 haftaya çıkarılmasıyla, bakım sorumluluğunun sadece kadına yüklenmediği, her iki ebeveynin de sürece dahil olduğu kapsayıcı bir model teşkil ediliyor.

İşe Alımda Yüzde 50-50 Hedefi ve Lioness Topluluğu

Kurum içi dinamiklerde Çeşitlilik, Kapsayıcılık ve Aidiyet politikasını korumak adına işe alım süreçlerinde de katı kurallar uygulanıyor. Banka, tüm yeni alımlarda yüzde 50 kadın ve yüzde 50 erkek dağılımını hedefleyerek daha yolun başında eşitlikçi bir yapı kuruyor. Ayrıca yönetici kadrolarındaki cinsiyet dengesinin en az yüzde 30-70 bandında korunması, bankanın uzun vadeli stratejik hedefleri arasında yer alıyor.

Kurum içindeki dayanışmayı artırmak amacıyla hayata geçirilen "Lioness Kadın Çalışan Topluluğu", kadınların profesyonel ağlarını genişletmelerine, mentorluk almalarına ve gelişim ihtiyaçlarını karşılamalarına olanak tanıyor. Bu topluluk, sadece iş başarısına değil, kadınların psikolojik ve sosyal iyi oluş hallerine de odaklanarak bütüncül bir destek mekanizması sunuyor. Dış dünyada ise kariyerine ara vermiş kadınların tekrar iş gücüne katılımını destekleyen YenidenBiz Derneği ile yapılan kurumsal iş birliği, bankanın bu konudaki toplumsal sorumluluk vizyonunun bir parçasını oluşturuyor.

ING Türkiye, hayata geçirdiği tüm bu projelerle 8 Mart'ın sadece bir kutlama günü değil, somut adımların atıldığı bir dönüm noktası olması gerektiğini vurguluyor. Bankacılık sektöründe dijital dönüşüm kadar insani değerlere ve eşitlikçi bir çalışma kültürüne yatırım yapan kurum, "dar alandaki" bu mücadeleyi geniş alanlara yayarak sektörün tamamına ilham vermeyi sürdürüyor.

","url":""}]