[{"id":"block-1","type":"paragraph","content":"

Orta Doğu’da 28 Şubat’ta başlayan ve taş taş üstünde bırakmayan ABD-İsrail askeri harekatında, en korkulan senaryo gerçek oldu. İran’ın nükleer programının kalbi ve "yasaklı kalesi" olarak bilinen Natanz Nükleer Tesisi, sığınak delici bombalar ve hassas güdümlü füzelerin hedefi oldu.

İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) nezdindeki büyükelçisi Reza Najafi, Viyana’daki 35 üyeli yönetim kurulu toplantısında dünyaya seslenerek, "Barışçıl nükleer tesislerimiz, ABD ve İsrail’in saldırganlığıyla vurulmuştur" dedi. Najafi, hedef alınan noktanın devasa yer altı tünelleriyle korunan Natanz olduğunu resmen teyit etti.

Sığınak Deliciler Devrede: Dağların Altındaki Hedef

Natanz, Tahran yakınlarındaki Kazma Dağları’nın derinliklerine gizlenmiş, dünyanın en sıkı korunan nükleer komplekslerinden biri olarak biliniyor. Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü (ISIS) tarafından paylaşılan son uydu görüntüleri, İran’ın bu tesisi beton tahkimatlarla güçlendirdiğini ortaya koymuştu. Ancak bu savunma hattı, ABD’nin devasa GBU-57 (MOP) mühimmatlarına karşı bir kez daha test edildi.

Saldırının Teknik Detayları:

  • Kullanılan Silahlar: 14 tonluk "Bunker Buster" (Sığınak Delici) bombalar ve denizaltılardan fırlatılan Tomahawk füzeleri.

  • Hedef Noktalar: Yer altındaki ana santrifüj salonları, enerji nakil hatları ve tesisin komuta kontrol merkezleri.

  • Hasar Durumu: İlk raporlara göre yer altı salonlarında ağır hasar meydana geldiği, ancak tesisin derinliği sayesinde henüz bir radyasyon sızıntısı saptanmadığı bildirildi.

Trump’ın "Nükleer Silahı Durdurma" Stratejisi

ABD Başkanı Donald Trump, operasyonun başladığı andan itibaren ana hedeflerinin İran’ın nükleer kapasitesini yok etmek olduğunu vurgulamıştı. Trump, "Müdahale etmeseydik iki hafta içinde nükleer silaha sahip olacaklardı" diyerek, Natanz saldırısının bir "savunma zorunluluğu" olduğunu savundu. 22 Haziran 2025’te gerçekleştirilen benzer bir operasyonun ardından gelen bu yeni dalga, İran’ın uranyum zenginleştirme kabiliyetini tamamen felç etmeyi amaçlıyor.


Bölgesel Panik: Radyasyon ve Çevre Korkusu

UAEA Temsilcisi Najafi’nin açıklamaları, Tahran’da ve komşu ülkelerde büyük bir endişe yarattı. Nükleer bir tesisin konvansiyonel silahlarla vurulması, uluslararası hukukta büyük tartışmalara neden olurken; çevreciler bölgedeki yeraltı su kaynaklarının ve atmosferin olası bir sızıntıdan etkilenme riskine dikkat çekiyor.

Natanz nükleer saldırısı, İran nükleer programı, Bunker Buster ve Orta Doğu’da nükleer kriz başlıkları dünya basınını sarsarken; Çin ve Rusya’dan gelen "nükleer tesislere saldırı kabul edilemez" açıklamaları küresel kutuplaşmayı derinleştiriyor.

Analiz: Natanz’ın vurulması, İran rejiminin elindeki en büyük kozun masadan çekilmesi anlamına geliyor. Hamaney’in ölümü ve ordu kademesindeki çözülmenin ardından, nükleer kapasitenin de kaybı, Tahran’ın pazarlık gücünü tamamen sıfırlayabilir.

","url":""}]