[{"id":"block-1","type":"paragraph","content":"

Ramazan ayının gelişiyle birlikte milyonlarca insan oruç ibadetini yerine getirirken, kronik sağlık sorunları olan bireylerin tedavi süreçlerinde bazı aksaklıklar yaşanabiliyor. Bu noktada en büyük risk gruplarından birini, halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom hastaları oluşturuyor. Glokom, sinsi ilerleyen ve tedavi edilmediğinde kalıcı körlüğe yol açabilen bir hastalık olduğu için ilaç kullanımındaki süreklilik hayati önem taşıyor. Dünyagöz Hastaneler Grubu Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ümit Aykan, glokom hastalarının Ramazan ayında "orucum bozulur" endişesiyle göz damlalarını ihmal etmelerinin geri dönüşü olmayan görme kayıplarına davetiye çıkardığını vurguluyor.

Glokom hastalığının tedavisinde temel amaç, yükselen göz içi basıncını düşürerek görme sinirinde oluşabilecek harabiyeti durdurmaktır. Bu süreçte kullanılan damlalar, günün belirli saatlerinde düzenli olarak damlatılmalıdır. Hastaların birçoğu, oruç tutarken vücuda herhangi bir sıvı girmemesi gerektiği düşüncesiyle damla kullanımını iftar sonrasına ertelemeyi tercih edebiliyor. Ancak Prof. Dr. Ümit Aykan'a göre bu büyük bir yanılgı. Gün içindeki basınç dalgalanmaları, özellikle göz tansiyonu yüksek seyreden hastalarda sinir hücrelerine doğrudan zarar vererek görme alanını daraltabiliyor.

Diyanet Görüşü: Göz Damlası Orucu Bozmaz

Hastaların en çok tereddüt ettiği konulardan biri olan dini yükümlülükler hususunda Diyanet İşleri Başkanlığı'nın açıklamaları iç ferahlatıcı nitelikte. Yapılan resmi açıklamalara göre, göz damlası kullanımı beslenme amacı taşımadığı ve sindirim sistemine karışmadığı için orucu bozmuyor. Bu bilgi, glokom hastalarının tedavi planlarını bozmadan ibadetlerini sürdürebilmeleri için büyük bir önem arz ediyor. Muayene sırasında damlatılan tanı amaçlı damlalar da aynı şekilde bu kapsamda değerlendiriliyor. Dolayısıyla hastaların Ramazan boyunca göz kontrollerini aksatması veya ilaçlarını saatinde kullanmaması için tıbbi ya da dini bir engel bulunmuyor.

Ramazan'da dikkat edilmesi gereken bir diğer kritik husus ise iftar vaktindeki sıvı tüketim alışkanlıklarıdır. Uzun saatler süren susuzluk hissi, iftar sofrasında bir anda ve aşırı miktarda su tüketilmesine yol açabiliyor. Prof. Dr. Aykan, bu durumun göz sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor. Kısa bir zaman dilimi içerisinde vücuda giren yüksek miktardaki sıvı, metabolizmanın sıvı adaptasyonunu zorlaştırarak göz içi basıncında ani ve sert yükselişlere zemin hazırlayabiliyor. Bu riskten korunmak adına, günlük su ihtiyacının iftar ile sahur arasındaki sürece yayılarak, bardak bardak ve zamana yayılarak karşılanması tavsiye ediliyor.

Teknoloji ile İlaç Bağımlılığına Son: Stent Tedavisi

Gelişen tıp teknolojileri, glokom hastaları için umut verici alternatifler sunuyor. Özellikle her gün damla kullanmakta zorlanan, unutkanlık yaşayan veya damlaların yan etkilerinden şikayetçi olan hastalar için stent tedavisi devrim niteliğinde bir çözüm sunuyor. İnsan vücuduna yerleştirilebilen en küçük implant olan bu stentler, göz içi sıvısının dışa akışını düzenleyerek basıncı doğal yollarla düşürüyor. Prof. Dr. Ümit Aykan, bu yöntem sayesinde birçok hastada ilaç kullanımının tamamen kesilebildiğini veya minimum seviyeye indirilebildiğini belirtiyor. Stent tedavisi, özellikle basınç kontrolünün zorlandığı Ramazan gibi dönemlerde hastalar için büyük bir konfor ve güvenlik alanı sağlıyor.

Glokom riski altında olan bireylerin, şikayetlerin ortaya çıkmasını beklemeden harekete geçmesi gerekiyor. Çünkü glokom, görme sinirinde telafisi mümkün olmayan hasarlar oluşana kadar neredeyse hiçbir belirti vermiyor. 40 yaş üzerindeki bireyler, ailesinde glokom öyküsü bulunanlar, şeker hastalığı veya yüksek tansiyonu olanlar ile miyop kırma kusuru bulunan kişiler birinci derecede risk grubunda yer alıyor. Ayrıca uzun süreli kortizon kullananlar ve ciddi göz travması geçirenlerin de düzenli göz muayenelerini aksatmaması gerekiyor.

Erken Teşhis Hayat Kurtarır: Göz Muayenesini Ertelemeyin

Dünya genelinde geri dönüşü olmayan körlük nedenleri arasında ikinci sırada yer alan glokomla mücadelede en güçlü silah erken teşhistir. Hastalığın en yaygın türü olan açık açılı glokomda, hastalar görme yetilerinin büyük bir kısmını kaybedene kadar durumun farkına varamayabiliyor. "Sessiz hırsız" olarak adlandırılan bu hastalıkta kaybedilen görmeyi geri getirmek mevcut tıp teknolojisiyle mümkün değil. Yapılan tüm tedaviler, mevcut görme kapasitesini korumaya ve sinir hasarının ilerlemesini durdurmaya yöneliktir. Bu nedenle, Ramazan ayı da dahil olmak üzere yılın hiçbir döneminde rutin göz kontrolleri ihmal edilmemelidir.

","url":""}]