Suriye’nin geleceği ve yeni devlet yapısının inşası sürecinde Şam ile Demokratik Suriye Güçleri (DSG) arasındaki müzakereler, tarihi bir viraja girdi. Suriye Dışişleri Bakanlığı ABD İşleri Direktörü Kutaybe İdlibi, katıldığı canlı yayında Şam yönetiminin Kürt meselesine, askeri entegrasyona ve ülkenin birliğine dair yol haritasını ilk kez bu kadar net bir dille kamuoyuyla paylaştı. İdlibi, özellikle 10 Mart Anlaşması’na ve Kürtlerin anayasal haklarına vurgu yaparak, Suriye Arap Ordusu’nun Kürt yerleşim yerlerine girmeyeceğinin güvencesini verdi.
Şam ve DSG Arasında Yeni Dönem: Devlet Yapısına Entegrasyon
Kutaybe İdlibi’nin açıklamalarındaki en dikkat çekici noktalardan biri, ABD Başkanı Trump ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara arasındaki görüşmenin yarattığı diplomatik iklim oldu. İdlibi, bu görüşmenin temel ekseninin "Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğü" olduğunu hatırlatarak, DSG’nin devletin askeri ve idari yapılarına dahil edilmesinin bir seçenek değil, öncelikli bir hedef olduğunu ifade etti.
Suriye Kürtlerinin statüsü hakkında konuşan İdlibi, "DSG’nin Suriye hükümetinin yapıları içine entegre edilmesi noktasında ortak bir vizyona sahibiz" dedi. Şam’ın Kürt bölgelerine yönelik bir saldırı planının olmadığını, ordunun ana yolları ve şehir girişlerini sadece güvenlik ve etnik gerilimleri önlemek amacıyla kontrol ettiğini savundu.
13 Sayılı Kararname ve Kürtlerin Anayasal Hakları
Suriye hükümetinin Kürt halkına yönelik yaklaşımının artık "inkâr" üzerine değil, "kabul" üzerine inşa edildiğini belirten İdlibi, Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara tarafından çıkarılan 13 Sayılı Kararname’ye dikkat çekti. Bu kararnamenin, Kürt kimliğinin Suriye devletinin asli bir parçası olduğunu resmiyet kazandırdığını vurguladı.
İdlibi, yeni anayasal süreçte Kürtlerin dil ve kültür haklarının güvence altına alınacağını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Kürt halkı, Suriye’nin asli ve onurlu bir parçasıdır. Bizim meselemiz Kürt kardeşlerimizle değil, dışarıdan dayatılan ideolojik projelerledir."
Mazlum Abdi ile Varılan Mutabakat ve 4 Günlük İstişare Süreci
Askeri kanatta yaşanan gelişmelerle ilgili de önemli bilgiler veren İdlibi, DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile yapılan görüşmelerde bir ateşkes ve entegrasyon takvimi üzerinde mutabakata varıldığını doğruladı. Bu mutabakata göre taraflar arasında 4 günlük bir istişare süresi tanındı. Bu süre zarfında DSG savaşçılarının orduya nasıl dahil edileceği, askeri rütbelerin durumu ve birimlerin hukuki statüsü netleştirilecek.
İdlibi, Kürt kamuoyunun en büyük endişelerinden birine de açıklık getirdi: "Suriye ordusu Kürt yoğunluklu hiçbir sivil yerleşim yerine, özellikle Kobani gibi sembol şehirlere girmeyecektir."
"Bireysel Entegrasyon" Modeli ile Birleşik Ordu Hedefi
Geçmişte DSG’nin "blok katılım" (tümen veya tugay şeklinde toplu geçiş) önerisinin reddedildiğini hatırlatan İdlibi, yeni sürecin bireysel katılım üzerine inşa edileceğini söyledi. Bu modelin, askeri kurum içindeki bütünleşmeyi güçlendireceğini ve farklı etnik gruplar arasındaki "silah arkadaşlığı" hukukunu pekiştireceğini savundu. Şam yönetimi, bu sayede Araplar, Kürtler ve diğer unsurların ayrım gözetmeksizin gerçek bir "Suriye Ordusu" çatısı altında toplanacağına inanıyor.
Altyapı Restorasyonu ve IŞİD Mahkumları Krizi
Suriye hükümeti, kontrolü devraldığı Rakka ve Halep’in kuzeyinde hizmetlerin (su, elektrik vb.) onarılması için düğmeye bastığını açıkladı. Kobani ve çevresinde de çatışmalar nedeniyle kesilen hizmetlerin yeniden tesisi için çalışmaların başladığı belirtildi.
Ancak İdlibi, güvenlik konusunda DSG’yi sert bir dille eleştirdi. DSG’nin IŞİD mahkumlarını bir baskı aracı olarak kullandığını iddia eden İdlibi, Şeddadi ve Hol kamplarından çekilirken serbest bırakılan 80’den fazla IŞİD’linin Suriye güçleri tarafından yeniden yakalandığını söyledi. IŞİD ile mücadelenin ulusal bir görev olduğunu ve Şam’ın bu sorumluluğu devralmaya hazır olduğunu yineledi.
"Rojava" Projesine Eleştiri ve Birleşik Suriye Vurgusu
Konuşmasında ideolojik bir ayrım yapan İdlibi, "Rojava" kavramına karşı çıkarak "birleşik Suriye" kimliğini savundu. PKK ve bağlı yapıların Kürt toplumunu komşularıyla çatıştırmaya çalıştığını öne süren İdlibi, Kürt halkının binlerce yıldır birlikte yaşadığı Araplar ve diğer topluluklarla arasına nifak sokulmasına izin vermeyeceğine inandığını belirtti.
Suriye Dışişleri’nden gelen bu açıklamalar, İdlip’ten Kamışlı’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada yeni bir siyasi denklemin kurulduğunu kanıtlıyor. 10 Mart Anlaşması ve Kürtlerin anayasal haklarının "kırmızı çizgi" olarak tanımlanması, Şam’ın uzun süredir devam eden iç savaşı diplomatik ve toplumsal bir uzlaşıyla bitirme isteğinin bir yansımasıdır. Eğer askeri entegrasyon süreci bireysel katılım modeliyle başarıyla tamamlanırsa, Suriye’nin kuzeydoğusundaki belirsizlik yerini birleşik bir devlet yapısına bırakabilir. Ancak IŞİD mahkumları ve dış müdahaleler gibi risk faktörleri, bu hassas sürecin önündeki en büyük engeller olarak kalmaya devam ediyor.
