Orta Doğu’da tansiyonun kontrol edilemez bir noktaya evrildiği 2 Mart 2026 tarihinde, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi kameraların karşısına geçerek bölge ülkelerini ve Washington’ı sarsacak sertlikte açıklamalarda bulundu. Dini Lider Ali Hamaney’in ABD-İsrail operasyonuyla öldürülmesini "affedilemez bir dini suç" olarak tanımlayan Erakçi, intikam yemini ederken hedef listesinin genişliğini dünyaya ilan etti.

Erakçi, sadece aktif çatışmaya girenleri değil, topraklarında Amerikan askeri barındıran her ülkeyi doğrudan uyardı: "Bize karşı kullanılmasa dahi, bölgedeki tüm ABD üsleri artık meşru hedefimizdir."

"Otellere Kaçan Askerler Güvende Değil"

İran’ın füze menzilindeki Körfez ülkelerine yönelik tehditlerini somutlaştıran Bakan Erakçi, Amerikalı personelin sivil alanlara çekilmesinin bir koruma sağlamayacağını vurguladı. Erakçi, "Amerikalı askerlerin hedef alınmaktan kaçınmak için otellere veya sivil yerleşimlere sığınması bir şeyi değiştirmeyecek. Onların bulunduğu her nokta operasyon sahamız içindedir," diyerek savaşın asimetrik bir boyuta taşınacağının sinyalini verdi.

Minab’da Çocuk Katliamı İddiası: "Trump'ın Kurtarma Vaadi Bu mu?"

Erakçi'nin açıklamasındaki en sarsıcı anlar, Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab şehrindeki Şecere-i Tayyibe Kız İlkokulu’na düzenlenen saldırıdan bahsettiği kısımdı. İran makamlarına göre 160’tan fazla öğrencinin hayatını kaybettiği bu saldırı üzerinden ABD Başkanı Donald Trump’a yüklenen Erakçi, şu ifadeleri kullandı:

"Burada kazılan mezarlar, Bay Trump’ın bombalarıyla paramparça edilen 160 masum genç kıza ait. Trump’ın İran halkına vaat ettiği 'kurtarma' operasyonu gerçekte işte böyle görünüyor. Gazze’den Minab’a kadar aynı el, aynı soğukkanlılıkla çocukları katlediyor."
 

Hamaney’in Ölümü: "Siyasi Değil, Dini Bir Suç"

İran rejiminin ideolojik temelini sarsan Ali Hamaney suikastına da değinen Erakçi, bu durumun siyasi bir mesele olmanın çok ötesinde, tüm İslam dünyasına karşı işlenmiş bir "dini suç" olduğunu savundu. Tahran yönetiminin bu kaybın bedelini "en ağır ve en yaratıcı yöntemlerle" ödeteceğini belirtmesi, bölgedeki diplomatik misyonları ve askeri tesisleri teyakkuza geçirdi.

Analiz: Erakçi’nin "aktif kullanılmasa bile üsleri vururuz" çıkışı, özellikle Katar, BAE ve Bahreyn gibi ülkeleri imkansız bir tercihe zorlamayı hedefliyor. İran, bölge ülkelerine "Ya ABD’yi çıkarın ya da yıkıma hazır olun" mesajı vererek koalisyonun lojistik bağlarını koparmaya çalışıyor. Ayrıca Minab’daki trajedi üzerinden yürütülen söylem, İran halkını "dış tehdide karşı" birleştirme ve rejimin sarsılan meşruiyetini duygusal bir zeminle yeniden inşa etme çabası olarak görülüyor.