ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı operasyonun 26. gününde, diplomatik kanallardan sızan 15 maddelik "teslimiyet" teklifine Tahran’dan yanıt geldi. Washington’un nükleer tesislerin imhasını ve balistik füze programının tasfiyesini içeren şartlarını "aşırı" bulan İran yönetimi, masaya kendi ön koşullarını sürdü: Saldırıların durması, suikastların sona ermesi ve somut garanti.

Orta Doğu’daki askeri gerilim, karşılıklı misillemeler ve ağır bombardımanların ardından müzakere masasına taşınırken, taraflar arasındaki uçurum derinleşmeye devam ediyor. 25 Mart 2026 itibarıyla İran devlet televizyonu Press TV üzerinden yapılan resmi açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcileri aracılığıyla iletilen 15 maddelik anlaşma taslağının "kabul edilemez ve aşırı" olduğu vurgulandı. Tahran, savaşın sona ermesi için sadece ABD’nin değil, İran’ın da kırmızı çizgilerinin olduğunu hatırlatarak, Washington’ın tek taraflı dayatmalarına boyun eğmeyeceklerini duyurdu.

İran’ın İlk Şartı: Saldırı ve Suikastların Durdurulması

Tahran yönetiminin müzakerelere başlamak için öne sürdüğü en temel şart, İran topraklarına yönelik devam eden hava saldırılarının ve üst düzey askeri kademeyi hedef alan suikast operasyonlarının derhal sonlandırılması oldu. Savaşın başladığı 28 Şubat’tan bu yana çok sayıda komutanını kaybeden İran, bu saldırılar devam ederken yapılacak herhangi bir görüşmenin "teslimiyet" anlamına geleceğini savunuyor. Açıklamada, "Savaşın sonuna Trump karar veremez; şartlar yerine getirilene kadar meşru müdafaa hakkımızı kullanmaya ve savunmaya devam edeceğiz" ifadelerine yer verilerek, sahadaki askeri direncin süreceği mesajı verildi.

Somut Garanti ve Tazminat Talebi

İran’ın masadaki bir diğer kritik talebi ise geçmişteki nükleer anlaşma tecrübelerine dayanıyor. Washington’un anlaşmalardan tek taraflı çekilme potansiyeline karşı "somut ve uluslararası bağlayıcılığı olan" garantiler isteyen Tahran, aynı zamanda 26 gündür devam eden bombardımanların yol açtığı altyapı hasarı ve ekonomik kayıplar için "tazminat" talep ediyor. Savaşın tekrar etmesini önleyecek mekanizmalar kurulmadan nükleer tesislerin kapısına kilit vurulmayacağını belirten yetkililer, ABD’nin nükleer kapasitenin tamamen ortadan kaldırılması yönündeki isteğini "egemenlik ihlali" olarak nitelendirdi.

Masadaki 15 Madde Neden "Aşırı" Bulundu?

ABD’nin sunduğu taslak metin; Natanz, İsfahan ve Fordow nükleer tesislerinin tamamen imha edilmesini, zenginleştirilmiş uranyumun Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) teslimini ve İran’ın bölgesel milis güçlerinden (vekalet güçleri) tamamen vazgeçmesini öngörüyor. Ayrıca Hürmüz Boğazı’nın koşulsuz açık tutulması ve balistik füze programının sınırlandırılması gibi maddeler de Tahran tarafından "stratejik savunma kapasitesinin tasfiyesi" olarak görülüyor. Her ne kadar ABD, bu şartlar karşılığında tüm yaptırımların kaldırılacağını vaat etse de, İran tarafı bu vaatlerin "otomatik iptal" tehdidi altında olmasını güvenilmez buluyor.

Bölgesel Dengeler ve Diplomasi Çıkmazı

Pakistan, Türkiye ve Mısır’ın arabuluculuk çabalarıyla yürütülen bu süreçte, İran’ın "güven" vurgusu öne çıkıyor. Trump yönetimiyle doğrudan müzakere yerine Başkan Yardımcısı J.D. Vance üzerinden bir kanal açılmasını isteyen Tahran, diplomatik manevralarla zaman kazanmaya çalışırken askeri hazırlıklarını da en üst seviyede tutuyor. Savaşın 26. gününde gelinen nokta, tarafların hala "maksimum baskı" ve "maksimum direnç" stratejilerinden geri adım atmadığını gösteriyor.