Beyaz Saray'ın bahçesinde basın mensuplarının karşısına geçen ABD Başkanı Donald Trump, Orta Doğu politikasında "maksimum baskı" stratejisinin dozunu artırıyor. Pakistan aracılığıyla yürütülen müzakerelere ve ateşkesin süresiz uzatılmasına rağmen Trump, Hürmüz Boğazı üzerindeki deniz ablukasından geri adım atmayacağını net bir dille ifade etti. Başkanın açıklamaları, diplomasi masasında Tahran’ı finansal bir darboğaza sürükleme niyetini açıkça ortaya koydu.

"Günde 500 Milyon Dolar Kazanmalarını İstemiyorum"

Cumhuriyetçi liderin açıklamalarında öne çıkan en çarpıcı başlık, Hürmüz Boğazı’nın ticari trafiğe açılma şartları oldu. Boğazın açılması yönünde kendisine teklifler geldiğini doğrulayan Trump, bu teklifi reddetme gerekçesini doğrudan ekonomik bir savaşa dayandırdı.

Trump, "Bize gelip 'Boğazı açmayı kabul edeceğiz' dediler. Herkes mutlu oldu, ben hariç. 'Bir dakika' dedim, 'Boğazı açarsak günde 500 milyon dolar kazanacaklar.' Bu mesele çözülene kadar bu parayı kazanmalarını istemiyorum. Kapalı kalmasını sağlayan benim" ifadelerini kullanarak, ablukanın kaldırılmasının ancak ABD’nin istediği şartlarda bir anlaşmayla mümkün olacağını vurguladı. Bu açıklama, Tahran yönetiminin nakit ihtiyacı ve finansal çöküş tehlikesiyle karşı karşıya olduğu bir dönemde, Washington’ın elindeki en güçlü kozu masada tutmaya devam edeceğini gösteriyor.

Gazetecilere Vietnam Hatırlatması: "Beni Aceleye Getirme"

Basın toplantısında Trump ile medya mensupları arasındaki gerilim de eksik olmadı. Bir gazetecinin müzakerelerin yavaş ilerlediğine dair sorusuna sert tepki gösteren Trump, süreci tarihi savaşlarla kıyasladı. Söz konusu diyalogda bir kez daha "utanç" nitelemesini kullanan Trump, eleştirilere şu sözlerle yanıt verdi:

"Sen tam bir utançsın. Az önce ne dediğimi duydun mu? Vietnam kaç yıl sürdü? Vietnam’da 18 yıl kaldık. İkinci Dünya Savaşı neredeyse 5 yıl sürdü. Ben bunu sadece 6 haftadır yapıyorum. Onlara biraz zaman tanıdım, beni aceleye getirme."

Trump’ın bu çıkışı, kamuoyunda "hızlı çözüm" beklentisine karşı bir stratejik sabır mesajı olarak yorumlandı. Özellikle 28 Şubat'ta başlayan askeri operasyonlar ve ardından gelen ateşkes sürecinin henüz çok yeni olduğunu hatırlatan Başkan, diplomasinin zamana ihtiyacı olduğunu savundu.

Diplomatik Zafer mi, Ahlaki Talep mi? 8 Genç Kadın İçin İptal Kararı

Trump’ın konuşmasındaki en dikkat çekici ve insani boyut ise İran’da idam edilmeyi bekleyen protestocularla ilgiliydi. Başkan, dün infazı planlanan 8 genç kadının idam kararının kendi müdahalesiyle durdurulduğunu duyurdu. Bu hamleyi "ahlaki bir talep" olarak nitelendiren Trump, şu ifadeleri kullandı:

"Dün 8 genç kadının idam edilmesi planlanıyordu. Onlardan, ister bir iyilik deyin ister ahlaki bir talep, idam edilmemelerini istedim. Geri dönüp ‘idam edilmeyecekler’ dediler. Protesto ediyorlardı. 8 güzel genç kadın. Çok genç kadınlar."

İran yönetiminin bu talebe olumlu yanıt vermesi, Washington-Tahran hattında kapalı kapılar ardında yürütülen müzakerelerin sadece askeri ve ekonomik başlıkları değil, insani durumları da kapsadığını gösteriyor. Analistler, bu adımın müzakereler için "olumlu bir başlangıç" teşkil edebileceğini ancak Hürmüz Boğazı ablukası devam ettiği sürece kalıcı bir barışın zor olduğunu belirtiyor.

Beyaz Saray’daki bu açıklamalar, bölgedeki gerilimin bir süre daha "ateşkes gölgesinde bir ekonomik savaş" olarak devam edeceğinin en net kanıtı oldu. Trump’ın "saat işliyor" uyarısı ile ablukayı sürdürme kararlılığı, İran’ın önümüzdeki günlerde sunacağı teklifin kaderini belirleyecek.