Orta Doğu’daki savaşın dördüncü gününde, İran’ın Minab kentindeki bir kız ilkokuluna yönelik düzenlenen ve 153 sivilin ölümüyle sonuçlanan saldırı dünya kamuoyunun bir numaralı gündem maddesi olmaya devam ediyor. Konuyla ilgili canlı yayında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, verdiği yanıtla diplomatik bir krizin fitilini ateşledi.
Rubio, çocuk ölümleriyle ilgili doğrudan sorumluluk almaktan kaçınırken, topu Pentagon’a atarak "skandal" olarak nitelendirilen bir açıklama imza attı.
"Savaş Bakanlığı'nın Operasyonuydu, Onlara Sorun"
İran devlet televizyonunun paylaştığı ve tüm dünyada infial yaratan görüntülerden sonra, bir gazetecinin "153 öğrencinin öldüğü ilkokul saldırısının emrini kim verdi?" sorusu üzerine Rubio şu ifadeleri kullandı:
"Bakın, bu Savaş Bakanlığı'nın (Pentagon) yürüttüğü bir operasyondu. Detayları onlara sorun. Ancak şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki; Amerika Birleşik Devletleri hiçbir zaman bir okulu bilerek ve isteyerek hedef almaz."
Rubio’nun, yüzlerce çocuğun öldüğü bir trajedi karşısında teknik bir dille "operasyon birimi" vurgusu yapması, özellikle uluslararası insan hakları örgütleri ve Orta Doğu medyasında büyük tepkiyle karşılandı.
Minab Katliamı: 28 Şubat’ta Neler Yaşandı?
İran’ın Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki kız ilkokulu, 28 Şubat tarihinde ABD ve İsrail koalisyonunun hava saldırılarının hedefi olmuştu. İran makamları, saldırı anında okulun eğitim faaliyetine devam ettiğini ve bombardıman sonucu 153 öğrenci ve öğretmenin feda edildiğini duyurmuştu.
Saldırıdan geriye kalan paramparça olmuş ders kitapları ve okul çantalarının görüntüleri, İran Dışişleri Bakanı Erakçi tarafından "Trump’ın kurtarma operasyonunun gerçek yüzü" olarak dünya basınına sunulmuştu.
Pentagon Sessiz, Beyaz Saray Savunmada
Rubio’nun açıklamaları sonrası gözlerin çevrildiği Savaş Bakanlığı (Pentagon) henüz resmi bir teknik rapor yayımlamadı. Ancak Washington koridorlarından sızan bilgiler, saldırının okulun yakınındaki bir mühimmat deposu veya füze rampası hedef alınırken yaşanan bir "ikincil patlama" ya da "istihbarat hatası" sonucu gerçekleşmiş olabileceği yönünde.
Buna rağmen Rubio’nun "bilerek hedef almadık" savunması, 153 canın yitip gittiği gerçeğini değiştirmezken, ABD’nin İran içindeki "cerrahi operasyon" iddiasına da büyük bir gölge düşürmüş durumda.
Analiz: Marco Rubio’nun bu çıkışı, ABD yönetimindeki sivil ve askeri kanatlar arasındaki koordinasyon eksikliğini mi gösteriyor, yoksa bir "sorumluluktan kaçma" stratejisi mi? Her iki durumda da Minab’daki çocuk ölümleri, bu savaşın meşruiyet tartışmalarında Washington’ın en zayıf noktası haline gelmiş durumda.
