Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan 2026 yılı Ocak-Mart dönemi dış ticaret verileri, küresel jeopolitik risklerin Türkiye’nin ihracat performansı üzerindeki belirleyici rolünü bir kez daha gözler önüne serdi. 50 gündür süren Körfez çatışmalarının yarattığı lojistik belirsizlikler ve takvim etkileri, yılın ilk çeyreğinde toplam ihracatın 63 milyar 279 milyon dolar seviyesinde gerçekleşmesine neden oldu. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,1'lik bir daralmaya işaret ediyor.

Söz konusu gelişme, Türkiye’nin üretim üssü olma kabiliyetini koruduğunu ancak dışsal şoklara karşı kırılganlığının devam ettiğini kanıtlıyor. Rakamların perde arkasında, büyük ölçekli sanayi şehirlerindeki yavaşlamaya karşın, Anadolu’daki 40 ilde ihracatın artış eğilimini sürdürdüğü dikkat çekici bir ayrışma yatıyor.

Savaşın Gölgesinde Dış Ticaret: Rakamlar Ne Söylüyor?

Bakanlığın raporunda yer alan "50 günlük Körfez savaşının olumsuz etkileri" ifadesi, aslında dış ticaretin sadece mal trafiği değil, enerji ve lojistik maliyetleriyle de doğrudan bağlantılı olduğunu teyit ediyor. Brent petrol fiyatlarındaki volatilite ve nakliye sigortalarındaki artış, özellikle Avrupa pazarına çalışan ihracatçıların maliyet tablolarını zorladı. Buna ek olarak, takvim etkisinin de hesaba katılmasıyla 63 milyar 279 milyon dolarlık hacim, Türkiye’nin bu zorlu çeyrekte gösterdiği direncin bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

Piyasa analistleri, ihracattaki bu yüzde 3,1’lik gerilemenin "yapısal bir bozulma" değil, daha ziyade "konjonktürel bir duraklama" olduğu görüşünde birleşiyor. Özellikle 14 ilin tek başına 1 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirmiş olması, Türkiye’nin üretim kapasitesinin hala ciddi bir ivmeye sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Mart Ayı İhracatında Zirve Yarışı: İstanbul Yine Lider

Mart ayı özelinde veriler incelendiğinde, Türkiye’nin sanayi yükünü çeken "Devler Ligi"ndeki illerin sıralaması büyük ölçüde korundu. İstanbul, 3 milyar 816 milyon dolarlık ihracat hacmiyle liderliğini sürdürürken, bu şehri 3 milyar 159 milyon dolarla Kocaeli ve 2 milyar 8 milyon dolarla İzmir takip etti.

Bursa 1 milyar 746 milyon dolarla dördüncü, Ankara ise 1 milyar 192 milyon dolarla beşinci sırada kendine yer buldu. İlk 10 sıralamasının geri kalanında ise Tekirdağ, Mersin, Gaziantep, Sakarya ve Manisa gibi geleneksel ihracat merkezleri yer alıyor. Ancak dikkate değer bir detay var: İstanbul’un ihracatında geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 21,7’lik bir gerileme gözleniyor. Benzer düşüşler Kocaeli ve İzmir gibi büyük merkezlerde de hissedilirken, bu durum ihracatın coğrafi olarak daha dengeli dağılma eğilimi gösterdiğini, yani "Anadolu ihracatçısının" öne çıktığını gösteriyor.

İhracatta Yükselen Yıldızlar: Yalova, Şırnak ve Kırıkkale

İhracat haritasındaki en çarpıcı değişim, büyükşehirlerin daraldığı dönemde bazı Anadolu şehirlerinin gösterdiği "ayrışan performans" oldu. Mart ayında geçen yılın aynı dönemine göre ihracat artışında Yalova, 120 milyon dolarlık yükselişle listenin başında yer alıyor. Bu artış, bölgedeki özel ihtisas sanayi bölgelerinin ve gemi inşa sektöründeki hareketliliğin bir yansıması olarak okunabilir.

Şırnak 56 milyon dolarlık, Kırıkkale ise 43 milyon dolarlık artışla dikkat çeken diğer iller oldu. Elazığ ve Düzce’nin de bu listeye eklenmesi, ihracatın sadece liman şehirlerine hapsolmadığını, iç bölgelerin üretim ekosistemine daha güçlü entegre olduğunu kanıtlıyor. Bu illerdeki artış, yerel üretim teşviklerinin ve bölgesel kalkınma hamlelerinin meyvelerini verdiğini gösteriyor.

İhracatın Geleceği: Yerel Üretim ve Küresel Riskler

Türkiye’nin önümüzdeki aylardaki ihracat performansı, Körfez’deki çatışmaların seyrine ve Avrupa Birliği’ndeki talep koşullarına bağlı olacak. Bakanlık verileri, Türkiye’nin üretim çeşitliliğinin bir kalkan görevi gördüğünü ispatlıyor. Tek bir pazar veya tek bir lojistik rotasına bağımlı kalmayan; Yalova’dan Kırıkkale’ye kadar uzanan geniş bir üretim yelpazesine sahip Türkiye ekonomisi, Mart ayındaki bu sıkışmışlığı aşabilecek bir esnekliğe sahip.

Önümüzdeki dönemde ihracatın yeniden yukarı yönlü bir ivme kazanması, küresel enerji fiyatlarının stabil hale gelmesine ve lojistik koridorların güvenliğinin sağlanmasına bağlı. Üreticiler, özellikle katma değerli ürün üretimine ağırlık vererek, küresel fiyat dalgalanmalarının etkisini minimize etmeye çalışıyor. Türkiye’nin 2026 yılı ihracat hedefi için önümüzdeki ikinci çeyrek verileri, Körfez'deki "fırtınanın" etkisinin dağılıp dağılmadığını görmek adına turnusol kağıdı görevi görecek.