Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 18 Mart Çanakkale Zaferi’ndeki tarihi rolünün Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından anılmaması, ana muhalefet partisinde büyük bir infial yarattı. CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, 18 Mart 2026 tarihinde yaptığı yazılı açıklamada, Bakan Tekin’in zafer mesajında Başkomutan Atatürk’e yer vermemesini sert bir dille eleştirdi. Kaya, Çanakkale ruhunun ancak Atatürk’ün askeri dehası ve önderliğiyle anlaşılabileceğini belirterek, bu durumun tarihi bir çarpıtma olduğunu savundu. Milli Eğitim Bakanlığı’nın asli görevinin genç nesillere doğru tarih bilinci aşılamak olduğunu hatırlatan CHP’li lider, bu ihmalin kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Bakan Tekin’in Mesajındaki Eksiklik Tartışma Yarattı

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sosyal medya üzerinden yayımladığı 18 Mart mesajında birlik ve beraberlik vurgusu yaparak "ecdadın mirasını maarif anlayışıyla geleceğe taşıyacaklarını" ifade etmişti. Ancak bu paylaşımda Çanakkale Savaşları’nın dönüm noktası olan Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal Atatürk’ün adının geçmemesi, siyaset dünyasında yeni bir gerilimin fitilini ateşledi. Asu Kaya, Bakan Tekin’in bu yaklaşımını "bilinçli bir yok sayma çabası" olarak nitelendirerek, tarihin bu şekilde revize edilemeyeceğini vurguladı. Kaya’ya göre, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu liderini en kritik askeri başarılardan birinde anmamak, hem akademik hem de siyasi bir hata teşkil ediyor.

Tarihi Gerçekler ve Eğitim Politikaları Eleştirisi

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, açıklamasında Bakan Tekin’e hitaben çok ağır ifadeler kullanarak durumu bir "ihanet" veya "felaket" olarak tanımladı. Kaya, Milli Eğitim Bakanı’nın Türk milletinin evlatlarına tarih öğretmekle yükümlü olduğunu ancak bizzat kendisinin tarihi gerçekleri saptırdığını öne sürdü. Çanakkale’nin her bir taşının ve her bir siperinin Mustafa Kemal ismini haykırdığını belirten Kaya, bu gerçeğin okul kitaplarından veya resmi mesajlardan silinmeye çalışılmasının beyhude bir uğraş olduğunu dile getirdi. Eğitim sistemindeki müfredat değişikliklerinin ve ideolojik yaklaşımların, toplumsal belleği zedeleyecek boyuta ulaştığı eleştirisi metnin ana eksenini oluşturdu.

Milletin Vicdanında Yargılanma Vurgusu

Siyasi tartışmaların ötesinde toplumsal bir hassasiyete parmak basan Asu Kaya, bu tür tavırların halk nezdinde hiçbir karşılığı olmadığını savundu. Bakan Tekin’in Atatürk’süz bir Çanakkale anlatısı kurgulama çabasının "milletin vicdanında yargılanacağını" ifade eden Kaya, Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmaya devam edeceklerini bildirdi. Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümünde yaşanan bu polemik, iktidar ve muhalefet arasındaki ideolojik ayrışmanın eğitim alanına ne denli derin yansıdığını bir kez daha ortaya koydu. Kaya, Atatürk’ün adının geçmediği hiçbir milli gün kutlamasının eksik kalacağını ve bu yanlıştan derhal dönülmesi gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı.

Çanakkale Zaferi ve Milli Belleğin Korunması

Asu Kaya, Çanakkale’de kazanılan başarının sadece bir savunma savaşı olmadığını, aynı zamanda bir milletin küllerinden doğuşunun ilk kıvılcımı olduğunu hatırlattı. Bu zaferin ruhunun ancak Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının emeğiyle tam olarak idrak edilebileceğini söyleyen Kaya, tarihin siyasi ajandalara alet edilmemesi gerektiğini vurguladı. CHP Kadın Kolları olarak bu konunun takipçisi olacaklarını ve her platformda Atatürk’ün mirasını savunacaklarını ifade eden Kaya, bakanlığın tarafsızlık ilkesine uygun hareket etmesi çağrısında bulundu. Toplumun her kesiminden gelen tepkilerle büyüyen bu tartışma, 18 Mart törenlerinin gölgesinde siyasetin en önemli maddesi haline geldi.

Asu Kaya'nın Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e yönelik bu sert çıkışı, 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin anma törenlerinde Atatürk'ün merkezi rolünün korunması gerektiğini bir kez daha gündeme taşımıştır. CHP tarafı, bu konudaki hassasiyetini her fırsatta dile getirmeye devam edeceğini açıkça ortaya koymaktadır.