Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire, Gezi Davası hükümlüsü iş insanı Osman Kavala’nın yaptığı yeni başvuru kapsamında bugün tarihi bir duruşmaya imza attı. Duruşmayı Strazburg’da yerinde takip eden CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, mahkemenin savunmaları aldığını ve kararın önümüzdeki süreçte yazılı olarak ilan edileceğini duyurdu.
Türkiye’nin Avrupa Konseyi ile ilişkilerinde en hassas başlıklarından biri olan Osman Kavala davasında, hukuk süreci AİHM’nin en üst organı olan Büyük Daire’ye taşındı. 25 Mart 2026 tarihinde gerçekleşen duruşmada, başvurucu avukatları ve hükümet temsilcileri, Mahkeme heyetinin yönelttiği kritik soruları yanıtladı. 2019 ve 2022 yıllarında verilen hak ihlali kararlarının uygulanmaması üzerine şekillenen yeni süreçte, Türkiye’nin yargı bağımsızlığı ve uluslararası sözleşmelere bağlılığı bir kez daha mercek altına alındı. Sezgin Tanrıkulu, duruşma sonrası yaptığı açıklamada, davanın sadece bir kişiyle sınırlı olmadığını, Türkiye’deki anayasal denetim mekanizmalarının etkinliğinin sorgulandığını vurguladı.
Büyük Daire Önünde 18. Madde Tartışması
Duruşmanın en can alıcı noktasını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 18. maddesi oluşturdu. Bu madde, hak ve özgürlüklerin "siyasi amaçlarla" kısıtlanmasını yasaklıyor. Sezgin Tanrıkulu, Osman Kavala’nın bir aktivist olarak insan hakları faaliyetleri nedeniyle kasıtlı olarak hedef alındığı iddiasının Büyük Daire tarafından ciddiyetle ele alındığını belirtti. Tanrıkulu, "Bugün yapılan duruşma; Osman Kavala’nın özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı ve suçta-cezada kanunilik ilkesi gibi temel hukuk normlarının yanı sıra, aktivist kimliği üzerinden cezalandırıldığı iddiası kapsamında çok kritik savunmalar içeriyordu" dedi.
Beş Yargıçtan Hükümet Temsilcilerine Zor Sorular
Duruşma sırasında mahkeme heyetinden beş yargıcın hem hükümet temsilcilerine hem de başvurucu tarafına yönelttiği teknik sorular dikkat çekti. Özellikle Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) ihlal kararlarına rağmen yerel mahkemelerin bu kararları dirençle uygulamaması, AİHM yargıçları tarafından sorgulanan temel konular arasındaydı. Taraf temsilcilerine sorulara hazırlanmaları için 25 dakikalık bir ara tanındığını ifade eden Tanrıkulu, duruşmanın esas kısmının tamamlandığını ancak kesin hükmün açıklanması için mahkemenin zamana ihtiyacı olduğunu dile getirdi.
Süreç Neden Büyük Daire'ye Taşındı?
Daha önce dosyaya bakan dairenin görevden çekilerek dosyayı Büyük Daire’ye göndermesi, davanın vahametini ve hukuksal karmaşıklığını tescilleyen bir adım olarak yorumlanıyor. 2024 yılında yapılan başvurunun ardından Büyük Daire’nin süreleri kısaltarak duruşma gününü erkene çekmesi, Avrupa yargı sisteminin dosyaya verdiği önemi gösteriyor. Kararın açıklanacağı tarih henüz netleşmese de, çıkacak hükmün Türkiye-Avrupa Konseyi ilişkileri ve olası yaptırım süreçleri üzerinde belirleyici bir etkisi olması bekleniyor.
"Anayasa Mahkemesi'nin Etkinliği Tartışılıyor"
Sezgin Tanrıkulu, duruşma notlarını paylaşırken Türkiye’deki iç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediği veya ne kadar "etkin" olduğu konusuna parantez açtı. AYM’nin işleyişi ve kararlarının bağlayıcılığına yönelik eleştirilerin Strazburg’da yankı bulduğunu söyleyen Tanrıkulu, duruşma sona erdikten sonra daha geniş bir değerlendirmeyi kamuoyuyla paylaşacağını ifade etti. Osman Kavala dosyasında verilecek bu yeni karar, sadece bir tahliye meselesi değil, aynı zamanda Türkiye yargısının Avrupa standartlarıyla olan uyumunun da nihai testi niteliğinde olacak.
