Böbrek sağlığı dünyada milyonlarca insanı etkileyen "sessiz" bir sorun olarak büyümeye devam ederken, diyaliz tedavisi son evre böbrek yetmezliği olan hastalar için tek umut ışığı olmaya devam ediyor. 12 Mart Dünya Böbrek Günü kapsamında önemli açıklamalarda bulunan İstanbul Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Diyaliz Program Başkanı Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, diyalizin sadece bir cihaz desteği değil, hastayı hayata bağlayan kritik bir süreç olduğunu vurguladı. Uzmanlara göre, disiplinli bir tedavi protokolü uygulayan hastalar; halsizlik ve nefes darlığı gibi ağır semptomlardan kurtularak sosyal yaşamlarına devam edebiliyor.
Sessiz İlerleyen Tehlike: Kronik Böbrek Hastalığı
Böbrek hastalıklarının en sinsi yönü, erken evrelerde belirgin semptomlar göstermemesi. Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, bu durumun hastalığın "sessizce" ilerlemesine neden olduğunu belirterek, basit kan ve idrar testlerinin hayat kurtarıcı olduğunu hatırlattı. Özellikle diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve genetik yatkınlığı olan bireylerin risk grubunda yer aldığı ifade ediliyor. Vücudun süzme görevini yerine getirememesi sonucu kanda biriken toksinler, diyaliz yoluyla temizlenerek asit-baz dengesi korunuyor.
Yaşam Süresini Uzatan Formül: Yeterli ve Düzenli Seans
Diyaliz hastalarının en büyük engelinin seans düzeni olduğunu belirten Karasoy, tedavinin başarısının sürekliliğe bağlı olduğunu söyledi. Düzenli diyaliz tedavisinin sağladığı temel avantajlar şöyle sıralanıyor:
Ödem ve Nefes Darlığı Kontrolü: Vücuttaki fazla sıvının atılmasıyla kalp üzerindeki yük hafifliyor.
Enerji Artışı: Kandaki zararlı atıkların temizlenmesiyle kronik halsizlik azalıyor.
Yaşam Süresi: Bilimsel veriler, seanslarını aksatmayan hastaların yaşam süresinin belirgin şekilde uzadığını gösteriyor.
Diyaliz Hastaları İçin Altın Kurallar: Beslenme ve Bakım
Tedavi sürecinin sadece hastanede bitmediğini hatırlatan uzmanlar, hastaların evdeki yaşam alışkanlıklarının hayati önemde olduğunu belirtiyor. Karasoy’un dikkat çektiği temel noktalar şunlar:
Sıvı ve Diyet Kontrolü: Sıvı tüketimi doktor önerisiyle sınırlandırılmalı; tuz, potasyum ve fosfor oranı yüksek gıdalardan uzak durulmalıdır.
Damar Yolu Güvenliği: Diyaliz için kullanılan fistül veya kateterin bakımı titizlikle yapılmalı, bu bölgelerde enfeksiyon riskine karşı uyanık olunmalıdır.
İlaç Kullanımı: Böbrekleri yorabilecek kontrolsüz ilaç ve ağrı kesici kullanımından kesinlikle kaçınılmalıdır.
Multidisipliner Yaklaşım ve Aile Desteği
Sosyal yaşamı ve psikolojik durumu doğrudan etkileyen bu uzun soluklu süreçte, hastanın yalnız bırakılmaması gerektiği vurgulanıyor. Karasoy, "Tedavi haftada birkaç gün düzenli seans gerektirdiği için hastanın çalışma hayatı etkilenebilir. Bu noktada aile desteği ve psikolojik rehberlik içeren multidisipliner bir yaklaşım başarının anahtarıdır," dedi.
12 Mart Çağrısı: Erken Tanı İçin Harekete Geçin
Mart ayının ikinci perşembe günü kutlanan Dünya Böbrek Günü vesilesiyle toplumsal farkındalık çağrısı yapan Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, sağlıklı beslenme, yeterli su tüketimi ve düzenli egzersizin önemine değindi. Erken teşhisin diyaliz sürecini geciktirebileceğini veya önleyebileceğini belirterek, risk grubundaki herkesi düzenli sağlık kontrollerine davet etti.
Haber Özeti: İstanbul Atlas Üniversitesi'nden Öğr. Gör. Zeynep Karasoy, 12 Mart Dünya Böbrek Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, düzenli diyaliz tedavisinin halsizlik ve ödem gibi belirtileri azaltarak yaşam kalitesini artırdığını söyledi. Diyaliz hastalarının tuz, potasyum ve sıvı kısıtlamasına uyması gerektiğini vurgulayan Karasoy, kronik böbrek hastalığının "sessiz" ilerlediği konusunda toplumu uyardı.
","url":""}]
